"Ormana gittim; çünkü bilinçli yaşamak istiyordum. Hayatı tatmak ve yaşamın iliğini özümsemek istiyordum. Yaşam dolu olmayan her şeyi bozguna uğratmak ve ölüm geldiğinde aslında hiç yaşamamış olduğumu fark etmemek için."
Büyükler sayılardan hoşlanır. Onlara yeni bir dostunuzdan söz açtınız mı, hiçbir zaman size önemli şeyler sormazlar. Hiçbir zaman: ” Sesi nasıl? Hangi oyunu sever? Kelebek toplar mı?” diye sormazlar. “Kaç yaşındadır? Kaç kardeşi var? Kaç kilodur? Babası kaç para kazanır?” diye sorarlar. Ancak o zaman tanıdıklarını sanırlar onu. Büyüklere: “Pembe kiremitten bir ev gördüm, pencerelerinde sardunyalar, damında güvercinler vardı” derseniz, o evi bir türlü gözlerinin önüne getiremezler. Onlara: “Yüz bin franklık bir ev gördüm” demeniz gerek. O zaman: “Aman ne güzel!” diye bağırırlar.
Şu başlayan günde,bizim sevecek hiçbir şeyimiz yok.Ne evde,ne de evin dışında.Bununla beraber ölmek de istemiyoruz.Ve yine de yaşayamıyoruz.Demek ki bir şeyi sevmeye mecburuz ; isterse bu bir yıldız olsun.
Bizler gibi şehvet düşkünü,cani,nankör,aptal ve özünü yok etme eğilimli varlıkları yaratma hatasını yapan bir Tanrı affa layık olabilir mi ? Hepimiz suçlu bir Tanrı'nın yarattıklarıyız.