"Bizi yaşatan kendimiz için beslediğimiz değil, başkalarına, hatta nefret ettiğimiz insanlara karşı duyduğumuz sevgidir."
Kitabı çok severek okumuştum. Hayata dair altı çizilecek çok sözü vardı.
Hatta bir bölümünde gülmekten kitabı okuyamadığımı bile anımsıyorum. Şöyle ki,
Yazar, bütün dünya klasiklerini okumuş bir yazar ve bir gün Hamlet'den bir söz alıntılarken sohbet arasında, Hamlet in yazarını unutuyor; dilinin ucuna geliyor , ama bir türlü hatırlayamıyor:) Sonra kahvehane kahvehane gezip, bu eserin yazarını millete soruyor ve bakıyor ki ,kimse Hamlet diye bir eser olduğunu bilmiyor bile:)
Sinirleri iyice harap oluyor yazarın...
Neyse
Sonuç Rumen yazarın , Panait Istrati , kalemi çok samimi çok yalın.
Verdiği satır arası mesajlar oldukça insancıl.
İlk okuduğum kitabı bu olmuştu ve son olmayacağı da kesindi...
Şükür ki kitabı bitirdim. Dili ağır değildi tam aksine çok akıcı bir üslubu vardı fakat bu kitabın olay örgüsü karışıktı.Teknik bakımından kusurlu bir kitap olsa da okudum. Okumak isteyenlere pek tavsiye etmiyorum.
Yazarla tanistigim kitap oldu. Akici bir dili var. ancak bana olay siralamasi cok karisik geldi. Takip etmekte Zorlandim. Belki ben yanlis zamanda kafam cok doluyken okudugumdan belki de yazar bir cok msji 168 sayfaya sigdirdigindan kaynaklaniyordur,bilemiyorum. Ancak cok guzel ogretiler barindiriyordu. Dostluk kavraminin anlamini ve onemini burda yeniden iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Umarim siz de severek okursunuz. Kitapla kalin.
ADRİYEN'in yaşadığı İbrail'den İskenderiye'ye gitmek için Köstence limanında başlayan vapur yolculuğu,l9l3 Balkan savaşına kadar sürecek macera dolu Akdeniz gezisi,,Mihail ile olan güzel dostluğu ......yolculuğu esnasında ,gördükleri yerler ,içinde istanbul'un da olduğu.Mısır.Suriye,Lübnan'da yaşadıklarını ilgiyle okudum.
Lisede karne hediyesi olarak milli eğitim bakanlığından almıştım ismi akdeniz olduğu için pekte ilgi çekici görünmüyordu sonra bir gün elektrikler kesilmişti ve gün boyunca gelmeyecekti bende senelerce köşede duran bu kitabı bir kurtuluş aracı olarak gördüm ve okumaya başladım kitap dünyanın bundan 100 yıl öncede ne kadar yozlaşmış olduğunu farketmemi sağlamıştı dünya giderek kötüleşmiyordu hep aynıydı ve bu ne olursa olsun değişmiyordu bu kitabın hikayesinde ve ana fikrinde size katacağı şeyin ne olduğundan çok neyi anlattığına dikkat etmek gerekiyor gerçek bir hikayeyi anlattığını hatırlıyorum karşılaşılan durumlarla ilgili derin ve detaylı bir anlatımı var harika bir gözlem aracı olacak sizin için
AKdeniz kitabı kahmaranın romanyadan yola çıkıp,mısır,suriye,lübnanda yaşadıkları kimi zaman acınası olayları anlatır.Arap kültürünü anlatırken Abdülhamit Türkiye'sindende söz eder.Kitap bir seyahat macerasından ziyade insandaki değer kavramını sorgular.
Öncelikle Panait'in üslubunu çok beğendim. Olayları hiç kelime oyunu yapmadan, vermek istediği mesajı verip, vurgu yapması gereken yeri doğrudan gösteren bir biçimde sunuyor. Yazarın hayata bakışı çok serbest. Çoğu şey -arkadaşının ölümü dışında- onun için olağan. Bir tek sıkıntısı var -biri hariç kusursuz kitap görmedim-, o da bir olaydan diğerine ne ara geçtiğini anlayamıyorsunuz. Önceki anlattığı olay bir sonuca varacak derken bir başkasını anlatıyor. Neyse okuyun ve kendiniz karar verin.
Bir grup arkadaşın Akdeniz ülkeleri arasındaki serüvenini anlatan matrak bir roman.Ama yüz temel eser olmasındaki sebep nedir anlayamıyorum.Akdenizi gitmeden görmenizde iyi eğlenceler :)
Keyifli seyirler...
Bu yazarın okuduğum ilk eseri . Akdeniz insanlarının yaşayışına toplumsal yapısına değinerek detaylandırılmış özellikle Adriyen ve Mihail'in dostlukları çerçevesinde maceralarına tanık oluyoruz.
Panait İstrati... Balkanların Maradonası. Pardon onu Hagi'ye diyorduk. Balkanların Gorkisi olarak anılıyor. Özgürlük üzerine yazılmış güzel bir kitap. Kitapta Adrien Zografi adındaki karakterimiz aslında Panait İstrati'nin "alter ego"suymuş. Aynı şehirde doğmaları. Aynı şehirleri gezmeleri bunu kanıtlıyor. Açık konuşmalıyım ki yazarın okuduğum ilk kitabı doğal olarak yazarı tanıdığım ilk kitap. Dolayısıyla yazacaklarım çok kısıtlı kalacaktır ancak idare edin canım siz de... Kitapta ağırlıklı olarak dostluk ve özgürlük temaları işleniyor. Sonuç olarak hayatımızın vazgeçilmez iki konusu işin içinde olunca insanı bir hayli çekiyor. Hikayede maceraperest bir karaktere sahip olan Adrien, bitmek tükenmek bilmeyen gezmek ve görmek arzusuyla yanıp tutuşuyor. Bir türlü rahat yüzü görmediği, sürekli sıkıntılar ve rezillikler yaşadığı kısalı uzunlu birçok işe atılıyor hayatını sürdürebilmek için. Doğal olarak bir sürü insan tanıma fırsatı buluyor. İşin kötü kısmı burası. Kendisi ilişkilerinde sürekli ezilen, kandırılan tarafta oluyor. Bunun sebebini tam çözemedim. Çok saf bir karakteri yok açıkçası. Merhameti ve insan sevgisi başına işler açıyor sanırım. Kitapta sürekli iyi polis-kötü polis oyunu oynanıyor. Tabii ki iyi polis bizimki. Toplumda aslında tam da bizlerin arasında olan insanlar çıkıyor Adrien'in karşısına. Namussuzlar, düzenbazlar, dolandırıcılar. Bu durumlar karşısında iyi çözümlemeler yapıyor yazar. Kitapta insanlardan soğuyorsunuz. Herkesin iki yüzlü olduğunu, herkesin birbirinin arkasından kuyusunu kazdığını gözler önüne seriyor. Adrien bu duruma bazen sert tepkiler veriyor ve hayat görüşünü konuşturmaya başlıyor. Bazen de duruma ayak uydurup bir parçası olabiliyor. Bu nedenle çok saf bir karaktere sahip değil dedim. Sanırım iyiliği seçmiş diyebiliriz. Bu nedenle
Romanya'nın bir liman kenti olan İbrail'de doğan yazar, gençliğini, aralarında İstanbul'un da olduğu pek çok Osmanlı kentinde geçirdi. Babası Yunandır. Mısır'ı, Lübnan'ı, Suriye'yi gezdi. Bu dönemde, bulduğu bir sözlük sayesinde Fransızca öğrendi. 1921 yılında, Fransa'nın Nice kentine giderken, yalnızlığı dolayısıyla intihar girişiminde bulundu. O sırada üzerinde Romain Rolland'a yazılmış fakat henüz göndermemiş olduğu bir mektup bulunuyordu.
İlk romanı Kira Kiralina (Yaşar Nabi Nayır tarafından Türkçeye çevrilmiştir) 1923 yılında Romain Rolland'ın yazdığı önsözüyle birlikte basılmıştır. Panait Istrati tüm eserlerini anadili olan Rumence değil, Fransızca olarak yazmıştır. Türkçeye de çevrilmiş önemli eserleri arasında, Arkadaş (Mihail), Akdeniz, Sokak Kızı (Nerantsula), Angel Dayı, Kodin, Baragan'ın Devedikenleri, Uşak (Méditerranée) ve Sünger Avcıları gelir.
Gençlik yıllarında devrimci hareketlerin etkisine kapılmış olan Istrati, 1929'da Komünist Partinin daveti üzerine Sovyetler Birliği'ni gezdikten sonra umutsuzluğa kapılmış ve politik mücadelenin dünyada bir şeyleri değiştirmek için yetersiz olduğu fikrini edinmiştir. Pek çok romanında da politikadan, politik mücadeleden çok insanı insan yapan değerler üzerinde durması bu yüzdendir. Panait Istrati romanlarının çoğunda yaptığı yolculukları anlatır. Fakat gezdiği ülkeler değil, tanıdığı insanlar ön plandadır. Istrati'nin eserlerinde gerçek bir insan sevgisi hissedilir. Bu karşılıksız ve koşulsuz sevginin hikâyesindeki kahramanların başına getirdiği belalar kadar, onlara yaptığı katkı da nesnel bir biçimde anlatılır.
Panait Istrati'nin şaheseri olarak Arkadaş (Mihail) adlı kitabı gösterilebilir. Bu kitapta, Panait Istrati'nin pek çok başka romanındaki başkahramanı da olan Adrian Zografi ile Mihail'in arkadaşlığı anlatılır. Bu arkadaşlık, ideal bir sevgi görüşünü simgelemek için kullanılmıştır. Istrati birçok başka eserinde de arkadaşlık temasını kullanmıştır. Hatta bu eserlerin çoğunda büyük, efsanevi aşklar bile arkadaşlıklar uğruna feda edilmişlerdir.