Okuduğum ilk Agatha Christie kitabıydı.
Kitap genel olarak iyi kurgulanmıştı.
Aklıma takılan tek bir şey var:
- Sayfa 152' de Emily Brent' i oturma odasında bekledikleri yazıyor fakat sayfa 151' de Emily Brent' in zaten oturma odasında tek başına kaldığı yazıyor?
- Yargıcın tüm oyunu şu şekilde bozulabilirdi: ölüleri odalarına koyduktan sonra kapılarını kilitlemek?
ÖtekiFyodor Dostoyevski
Dostoyevski' nin her kitabı güzel olmak zorunda değilmiş. Aslında puan bile vermezdim fakat yazarı sebebiyle 1 puan verdim. Bilmiyorum belki kitabı anlamamışımdır. Olay örgüsünü pek beğenmedim. Bay Yakov Petroviç Golyadkin' in düşüncelerini anlatma fena değildi en azından diyebilirim.
Okuduğum bir kitaptan etkilenirsem o kitabın yazarı hakkında bilgi edinmek istemem. Benim için gizemli kalması zihnimde kitabı daha da yüceltir. Bu sebeple yazar Alexandre Dumas’ın hayatını araştırmak, Monte Cristo Kontu’nun nasıl yazıldığını vs. araştırmak istemedim (elbette istisna yazarlar var). Aynı şekilde kitap üzerine herhangi bir şekilde duygu ve düşüncelerimi yazıya dökmek de istemem. Kitap sayesinde zihnime geçen ulvi, kıymetli ya da kıymetsiz fikirleri zihnimin kıvrımlarında düşünmek isterim çünkü böylece zihnimdeki düşünceleri somut olarak bir anlığına yazıp öyle kalmasını görmek yerine soyut olarak zihnimde sürekli değişim içinde olduğunu hissetmek beni canlı tutar.
Lev Nikolayeviç Tolstoy - İvan İlyiç’in Ölümü adlı kitabının benzeri gibi birşey. Zweig’ın, Tolstoy’un bu kitabının etkisinde kalarak yazdığını düşünüyorum.