ÖVGÜ Kİ EKSİKTİR ONUR KIRAR.
Puan vermedi
19 Ağustos 1950, Şavşat-Artvin) Türk yazar ve emekli banka üst düzey yöneticisidir. Selçuk Altun'un babası Fahamettin Altun Kaymakam ve bilahare Vali olarak görev yaptığı için çocukluğu ve ilk gençliği Anadolu'nun dört bir yanında geçmiştir. Derik Merkez İlkokulu'nu bitirip, Orta öğretimini Diyarbakır ve Samsun Maarif kolejlerinde tamamlamıştır, Boğaziçi Üniversitesi İşletmecilik Bölümü'nden 1973'te mezun olup, aynı bölümde 1974'te yüksek lisansını yapmıştır. 18 yılı Yapı ve Kredi Bankası’nda 30 yıl boyunca finans sektöründe çalıştı. 2004’te daha çok okumak ve fırsat buldukça yazmak üzere emekli olduğunda Bankanın Yönetim Kurulu Başkan Vekiliydi ve Yapı Kredi Kültür Sanat ve Yayıncılık A.Ş.’nin de Yönetim Kurulu Üyesi ve son üç yılda başkanıydı. Selçuk Altun bir Bibliyofildir (kitap kolleksiyoner-kitap kurdu) ve doyurucu bir kütüphanesi vardır. 1990’dan itibaren çeşitli dergilerde denemeleri yayımlandı, çeviriler yaptı. Nazım Hikmet ve Oktay Rifat’ın şiirlerinden bir seçkiyi İngilizceye çevirterek yayımlanmasını sağladı. 2000’den itibaren 8 roman, 2 kısa roman ve 5 deneme kitabı yayımlanmıştır. Romanları 14 yabancı dile çevrilmiş ve özellikle İngilizce konuşulan ülkelerde ilgi görmüştür. Türkçe ve yabancı dildeki kitapları dünyanın önemli kütüphanelerinde bulunmaktadır. “Godot Neden Gelmeyecek” başlıklı denemesi Samuel Beckett Vakfı'nın resmi yayın organı “The Beckett Circle”de 2012'de yayımlanmış, ABD'nin belli başlı kütüphane arşivlerine kabul edilmiştir. 2022'de Kitap İçin-5 adlı yapıtıyla Türkiye'nin en saygın edebiyat ödülü olan Sedat Simavi Edebiyat Ödülü’nü kazanmıştır. Yazar, Edgar Allan Poe tutkunu bir (kara)kter kurgulamak istiyordu; üç dört sayfa sonra romanın dışına çıkıp diğer karakterleri kukla gibi oynatsın… Oysa o yazarı da yönetmeye kalkışınca bir
Senelerce Senelerce EvveldiSelçuk Altun · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202453 okunma
Karanlığın ve Dehşetin "Peter" Tonu
9/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2021 34. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2021 18:17
Çocuk Hırsızı'nı fazi ile birlikte okuduk, çok keyif aldığım bir karanlık fantastik roman oldu. Peter Pan ilk olarak 1904 yılında tiyatro oyunu olarak sahnelendi, daha sonra 1911 yılında kitabı çıkarken, son olarak beyazperdeye uyarlandı. Brom, kitabın sonunda Peter Pan öyküsünün karanlık bir temaya “Çocuk Hırsızına” nasıl büründüğünü, kısacası kitaptaki dehşetin nasıl doğduğunu anlatıyor. Bunu yaparken de aslında şunu söylüyor, Pan’ın Varolmayan Ülke yani Neverland’ta ki oyun sevdasını dikkatle incelediğini, ölümleri ve onun bu ölümlere karşı kayıtsızlığını gördüm diyor ve devam ediyor, incelediğim ilk Pan kitaplarında bu karanlığı hissettim ve şaşırdım diyor. Kitabın yazılma aşamasının ana öyküsü olarak gördüğü karanlığı söylüyor. Çocuk Hırsızı fantastik bir romandan ziyade insanlığın geçmişinden bugüne kadar süregelen dehşetin, açgözlülüğün, yıkımın, yağmanın, istilanın birer örneği gibi. Özellikle bağnazlığın din üzerinden işlenmesi, ortaçağda cadı diye yakılan insanların romanda Rahip tarafından benzer işkencelere maruz bırakılması, romanın gerçekliğini bir kez daha önümüze seriyor. Peter bu hikâyede bir fark yaratıyor, çocukları ezenleri eziyor ve ezilenleri kendi diyarına getirip bir şans veriyor. Dünyada bulamadıkları kimliklerini bulmalarını sağlıyor. Elbette her şeyin bir bedeli vardır, tıpkı Peter’ın peşine takılmak gibi. Avalon’a gelen çocuklar - ya da kandırılıp- Peter’ın peşine takılan çocuklar Leydi’nin birer neferi olmaları için yetiştiriliyor. Kitabın giriş kısmında bizi karşılayan acımasızlık ve kan tüm hikaye boyunca devam ediyor. Bir seçenek sunuyor Peter, kendi deyimiyle oyun oynamak istiyor, seni o zorlamıyor, seni zorlayan kendi hayatın, tecavüze uğraman, dayak yemen, hor görülmen, pisliğe batman, sokakta yaşaman,
Edebiyat
Çocuk HırsızıBrom · İthaki Yayınları · 2021238 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kum gibi
9/10
·248 syf.··
2020 105. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Temmuz 2020 01:32
"Sabaha çıkacağımızı bilmediğimiz halde çalar saati kurup uyumaktır umut." Merhabalar, şimdi sizlere Anadolu'nun bağrından esen bir kitap ile geldim. Kitabın konusu; Diyarbakır'lı gençlerin orada bulunan savaş, terör vs'den uzaklaşmak isteyip Alanya'ya çalışmaya gelen hemşehirlilerin güzel bir öyküsünü barındırıyor. Oranın lehçesine sahip olan yağız delikanlı Dara'nın da bir hayali vardır. Burada yabancı bir kız bulup onunla evlenip yurtdışında yaşamaktır. Ailesini, köyünü, memleketini geride bırakan Dara kuzenlerininde bulunduğu sahil kenarında bir işletmede hemşehirlileriyle birlikte çalışmaya başlar. Utangaç Dara'mız çalışkan efendi bir kişiliğe sahiptir. Meryem'inde ondan arta kalır yani yok. #arkakapakyazısı Bir tarafta Delikli Dağ'ın gazabından kaçan Dara, diğer tarafta her şeye rağmen düşlerinden caymayan Meryem... Onları çaresizlikler içinde bırakan kültürleri, coğrafyaları ve yaşamın bilinmezlikleri oldu. Ne var ki aynı çaresizlik, bir gün en güçlü ümitleri olarak çıkacaktı karşılarına ve felakete sürüklenen yaşamları 'Bitti!' dedikleri yerde umulmadık şekilde yeniden yazılmaya başlayacaktı. ... Kitap bu tarzda okuduğum ilk eserlerden biriydi. Kitabın kapağı başka çok huzur verici bence. Hem mavi hemde deniz var... Doğunun zorluklarını ve içtenliklerini bir kez daha göz önüne sunan yazarımızı tebrik ediyorum. Anadolu insanın ne kadar ehemmiyet arz ettiğini bir kez daha öğrenmiş olduk bu kitapta. Ben severek okudum ve eğlenceli olduğunu düşündüğüm bir kitap oldu. Özelliklede ilk 13 sayfa sizi direk kitaba bağlıyor diyebilirim. Daha sonra komik bulduğum birçok yazı vardı ki, bunlardan biride "Suyun dibi kum gibi karı kaynar der durur herkes! Elbet biri de bana düşer." dediği Dara'nın kendi iç sesiydi. Sizlerede tavsiye ediyorum. Kitabı okurken sizlerde Ahmet
1000Kitap
Kum GibiHatice Dökmen · Destek Yayınları · 2020246 okunma