Geri Bildirim
  • ”Denenmemişi deneyin, yapılmamışı yapın.”
    Hayatımız boyunca bize düşüncelerimizin ne kadar saçma olduğunu söyleyen insanlarla hepimiz karşılaşmışızdır. Hatta bazen öyle anlar ki düşüncelerimizin saçma olduğunu biz kendi kendimize bile söylüyoruz. Oysa gerçekten saçma mıdır düşünceler yoksa sadece alışılmadık olduğu için mi böyle tepkilerle karşılaşırız?
    Samimi bir şekilde söyleyebilirim ki istediğinizin peşinden gidin. Saçma gelsin ya da gelmesin inanın bana hiç önemli değil. Şunu düşünün. Evren sonsuzdur. Bu sonsuzluk içinde neler mümkün oldu kendinize hatırlatın. insanlık tarihi neleri başardı gözlerinizin önüne getirin. İlkel çağda şuan yaşadığımız koşulların kaç tanesi gerçekten mantıklı gelen düşüncelerden oluşuyordu? Size söyleyeyim hiçbiri.
    Eğer birileri düşünülmeyeni düşünmeyi seçmeseydi ve yaşadığı toplumun normallerini kabul etseydi şuan bu kadar önemli gelişmeler elde edemezdik. Birileri başkalarına normal gelmeyen düşünceleri kabul edip geliştirme cesaretini gösterdi ve bunları hayata geçirdi. Şuan topluma mantıksız gelen düşünceleriniz bir sonraki nesilin en mantıklı düşüncelerinden biri olabilir. Bu yüzden neyin mantıklı olduğuna çok fazla takılmayın. Hayalinizin peşinden gidin. Bu yüzden denenmemişi denemek için hiçbir engeliniz yok. Denenmemişi denemezseniz, yapılmamışı yapamazsınız. Sürünün bir parçası olmak daima kolaydır. Cesaret isteyen sürüden ayrılıp yeni şeyler keşfedebilmektir.
    Ölümsüzlüğü istiyorsanız bunun peşinden gidin, uzaylı varlığını kanıtlamak istiyorsanız bunun üzerine çalışın, yeni bir şey icat etmek istiyorsanız edin gitsin. Uçan arabaları mı istiyorsunuz, o zaman uçan araba yapın. Bunların bu zamana kadar mümkün olmamış olması sonsuza dek mümkün olamayacağı anlamına gelmiyor. Çünkü inanın bana ilkel çağda bilgisayar, telefon, televizyon, elektrik ya da şuan kullandığımız herhangi bir şeyde en az uzaylılar kadar garip bir düşünceydi. Ama birisi bunun mümkün olduğuna inandı ve o saçma düşünceli arkadaş sayesinde şuan yazımı okuyorsunuz. Bu saçma düşünceli arkadaşın başardıkları sayesinde bakın neler oluyor? Bana telefonu olmayan birisi söyleyin. Elektriği kimler kullanmıyor? Kimlere göre hala bilgisayar ve televizyon dünyanın en kaçıkça fikri? Aksine, normal hayatımızın içine girip normalliğin dibine vurmuş şeyler bunlar. Hele bazı insanlar için yemek, içmek kadar bile gerekli!
    Yeni ev kuracağı zaman insan neden televizyona satın alınması gerekenler listesinde en ön sıralarda yer verir ki? Telefon var, bilgisayar var, tablet var, internet var, ama televizyonda almak zorundayız. Televizyon çünkü bu. Alınmak zorunda. Televizyonsuz ev mi olurmuş hiç? Bir zamanlar televizyonun varlığı hayali en saçma ve en imkansız şeydi. Şimdi ise televizyonsuz bir ev görmek dünyanın en saçma şeyi gibi geliyor. Bir insan neden televizyon alır ? Televizyon izlemeyi sevmeyen bir çok insanın evinde bile televizyon var. Şaka gibi değil mi? Kendimden örnek vereceğim. Televizyondan hoşlanmıyorum. Bir kere radyasyon manyağı bir şey. Ayrıca bir şey izlemeye kalksan filmden çok reklam var. İnsanı strese sokuyor. Bir çok insan bünyesinde radyasyon kaynağı şeyler depresyonu tetikliyor. Mükemmel bir zaman hırsızı! Ayrıca bağımlılık yapıyor. Uykularını da çalıyor. Bunun gibi bir çok sebepten dolayı televizyondan hoşlanmıyorum. Kendi odamı dizayn ederken bir liste çıkardım. Daha büyük ve daha geniş bir oda tasarladım çünkü benim en çok zaman geçirdiğim yer kendi odamdır. Bu yüzden orasının daima yatak odası gibi değil yaşam alanı gibi olmasına özen göstermişimdir. Arkadaşlar listemde televizyon vardı inanabiliyor musunuz?! Televizyon vardı! Doğru düzgün kullanmadığım ve hiç hoşlanmadığım bir şey. Tabletim var, telefonum var, sınırsız internetim var, mp4 ve çeşitli MP3lerim var. Ama odamın bir televizyonu yok. O da evde var. Ama benim yaşam alanımda da olmalı. İnanabiliyor musunuz? Benim. İnanın bana televizyonu ayda bir kez bile zor açarım. Sonra kendime dedim ki, ya benim odamda televizyonun ne işi var? Benim yaşam alanımda hoşlanmadığım şeylere neden yer açayım? Hem yer kaybı hem de para kaybı! Onun yerine sevdiğim bir şey alabilirim diye düşündüm. Böylece kendime bir televizyon satın almaktan vazgeçtim. Sınırsız internetim var ve bu sayede istediğim her şeyi istediğim an izleyebiliyor ve öğrenebiliyorum. Bir televizyona ihtiyacım kalmıyor. Bunun yerine bir sürü kitap alabilirim. Defter alabilirim. Sevdiğim herhangi bir şey alabilirim. Başkalarına mantıklı gelmesine ya da çok havalı durmasına gerek yok. Benim için bir anlamı olsun ve mutlu olayım yeterli. Bir eve iki televizyon fazladır arkadaşlar ancak iki bin kitap azdır.
    İstek ve düşüncelerinizin başkalarına ne kadar mantıklı geldiğine çok fazla takmayın. Hayatınızdaki amacınızı belirleyin ve buna odaklanın. Amacınızın mantıklı olduğunu düşünmesi gereken tek kişi sizsiniz.
    Ben benimkinden örnek vereyim. Benim hayattaki en büyük amacım okumak, öğrenmek, düşünebilmek ve aramak. Hatta bu amacım için Oxford hedefi hakkında düşünüyorum. Çünkü orada benim gibi aynı hedeflere sahip olan insanlar var. Ancak bunun hakkında çok detaylı düşünce ve planlar hazırlamadım. Çünkü odamdan uzun süre uzak kalmak beni mutsuz edebiliyor. Bunun hakkında zaman ayırıp uzunca bir düşünce ve plan hazırlayacağım. Ancak konumuz benim Oxford maceram değil. Benim bunu anlatarak demek istediğim şey hayatı sizin için anlamlı kılan amacı bulun ve sizin gibi benzer amaçlara sahip insanların olduğu yere gidin. Çünkü inanın bana herkes kendi gibi insanlarla irtibat içinde olmalı. Böylece hem birbirimizi anlayabiliriz hem de hayallerimizi gerçekleştirebiliriz. Dünyayı değiştirmeyi hedefleyen birisi ile evdeki koltuk takımlarını değiştirmeyi hedefleyen birisinin aynı hayatı paylaşabileceğine inanıyor musunuz? Birisi denenmemişi denemeyi hedefliyor, diğeri ise sürünün benzer değişikliklerini güncelliyor.
    Eğer daha önce denenmeyen bir şeyi denerseniz hiç yapılmamış bir şeyi yapabilme ihtimaliniz vardır. Ve esas kaybediş başarısız olmak değil hiç denememiş olmaktır.
  • Unutmayın ki ölüm ırmağına girecek kıyı çok; fakat kurtulacak yeri yoktur... İster yaşlı, ister küçük, vadesi dolan bir saniye bekleyemeden göçüp gidiyor; bir daha geri gelmemek üzere gidiyor. Bunlar şüphesiz, benim de sizin de akıbetiniz... İyi düşünün, nereden gelip nereye gidiyoruz; niçin varız ve ne olacağız?
    Mehmet Oruç
    Sayfa 47 - Arı Sanat Yayınları