İşte Kayseri Sarız böyle bir köydü genelde bir Alevi köyü olan bu ilçemiz bir Alevi köyüdür dedi Ali dede ne ağıtları biter ne de almak isteyene verilen nasihat ondan sonra bir evin kapısını çaldı çok sade yemekler kurulmuştu yer sofrasına sadeliğimiz zenginliğimizdir diyerek Misafirlerimizdir bizi zengin eden onlar doydukça biz tok oluruz haydee yemeği soğutmayalım oğul diyerek şöyle geleneksel lezzetlerini tanıttı çömlek kebabı,tandır çorbası,nevzine tatlısı kısaca Kayseri Mutfağının en yöresel en geleneksel yemekleri Kamil bey Çömlek Kebabından bir kaşık aldı et sarız hayvanlarından yapıldığı için katkısız doğal ve lokum gibi yumuşaktı hanımsız yemeden boğazdan yemek geçmez hanıma verilen lokma ahiret azığı olur diyerek hanımına bir kaşık ikram etti Kamil Bey bu tatlıyı pekmezden yaparız ve hafiftir diyordu Aysel Hanım evin sahibesi
Şehit torunuydu dedesi Kâle Halil Yemen cephesinde daha savaşamadan gemiye yayılan tifo ve koleradan şehit düşmüştü onunda bir ağıdı ve yası vardı helbet içinde saklı tuttuğu Anadoluyu ne zannettiniz bu mübarek toprakların insanı
Yemeği lezzetli gönlü zengin gözü yaşlı olur Anadolu sofrasından bereket kalkmaz muhabbete doyum olmaz