Güç, en hızlı olanın değil, sabredip doğru anı bekleyenindir.
10/10
·1552 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 22:34
Kitap sadece intikam almayı anlatmıyor. Asıl soru şu: “İntikam adalet midir, yoksa yeni bir suç mu?” O yüzden sadece bir intikam romanı değil; adalet, vicdan, güç, affetme, insan sınırı ve en önemlisi intikamın insanı da değiştirmesinin romanıdır bütün bu sayfalar. Edmond Dantes’i o karanlığa gömen dört farklı motivasyon var: Kıskançlık (Danglars), aşk (Fernand/Mercedes), korku (Caderousse) ve politik hırs (Villefort). Her birinin ihanetindeki o farklı tadı hissetmek ve yazarın her şeyi ince ince işlemesi gerçekten muazzamdı. Küçücük detaylar, yıllar sonra dönen bağlantılar, karakterlerin dönüşümü, semboller ve diyaloglar. Hiçbir şey boşa değil. Herkes yerinde, herkes hayatına devam ediyor ama kimse yaklaşan şeyi bilmiyor. Kont biliyor, oyunun kurallarını o belirliyor. O, bir kar topunu tepeden aşağı bırakıyor ve çığın oluşmasını izliyor. (Bazı karakterler hakkında kısa kısa konuşmak istiyorum. Biraz SPOİLİ olabilir buradan sonrası. SPOİ bitiş yerini büyük harflerle aşağıda belirteceğim.) Şato d'If ve Rahip Faria ile başlayalım. Burası bir hapishane değil, Edmond’un yeniden doğum yeri. Rahip Faria sadece bir yol arkadaşı değil; o bir kütüphane, bir banka ve bir üniversite. Onun Edmond’a öğrettiği her bilgi, ileride birer silaha dönüşecek. Faria’ya inanmayanların neler kaybettiğini, Edmond’ın neler kazandığını görmek çok güzeldi. Caderousse’un ölümü… Kont sadece izliyor, müdahale etmiyor, kurtarmıyor. 14 yıllık zindan karanlığının, o soğuk duvarların ve çalınmış bir gençliğin intikamının ilk somut meyvesiydi onun ölümü. Mercedes ile yüzleşmesi ise tam tersiydi. Bütün o soğuk Kont gidiyor. İçinden eski Edmond çıkıyor. Kırgınlık, özlem ve “olabilirdi” duygusu. Hepsi bir anda yüzeye çıkıyor. Edmond dünyadaki herkesi kandırabilirdi ama kalbinin yarısını kandıramadı.
Edebiyat
Monte Cristo Kontu (2 Cilt Takım)Alexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202537,2bin okunma
Darrow, Kızıl Çiçeğim
10/10
·488 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
Hızımı alamadan devam ediyorum. Gözlerim bana dur dese de zihnim bana "HAYDEE!" dercesine gaz veriyor. Serinin ikinci kitabı Altın Oğul, ilk kitabı kadar efsane ve akıcı! Genelde seri kitaplarında bir yerlerde serinin hızını kesen, bir şekilde düşüşe neden olan konu sıkışmaları, aptalca gerilimler ve gereksiz dramalar yer alır. BU SERİDE YOK BU SANIRIM. Kızıl Yükseliş'in bittiği yerden devam eden Altın Oğul'u spoiler vermeden nasıl anlatabilirim bilmiyorum. O yüzden çok da anlatma niyetinde değilim. İncelemeleri yazarken kitapları anlatmak da istemiyorum. Sadece bende yarattıkları o his üzerinden diğer okuyuculara fikir vermek isterim. Kitap hakkında kısa, spoisiz bilgiler almak istiyorsanız kitapların künyelerinden de bu bilgileri edinebilirsiniz. Benim kendi öneri listemi etkileyen her zaman insanların kitaplar için hissettikleri duygular olmuştur. O yüzden incelemelerimi yazarken kendi deneyimlediğim duygulara odaklanırım. Belki sizin de bu duyguları deneyimlemek isteyebileceğinizi umarak alışveriş listenize bir ek yapabileceğimi düşünüyorum. Altın Oğul HARİKAYDI. Çok sayın harika beyefendi Darrow'un bir isyancı olduğunu ilk kitaptan da anlayabileceğiniz üzere bu kitapta da isyankarlığına devam ediyor. Kızıl Yükseliş'te Altınların arasına girmeye çalışıyor ve orada kendini kabul ettirmeye çalışıyordu. Bu kitapta ise kendini çok daha geniş bir zümreye kabul ettirmeye çalışırken yaşadıklarını ve YAŞATTIKLARINI okuyoruz. Bu serinin aksiyonunun asla bitmeyeceğine neredeyse emin olmaya başladım. Yahu, bir insan hiç mi sıkılmaz? Hiç mi burası gereksizmiş kardeş, keşke yazmasaydın demez? DEMEDİM. Bence her bir nokta gayet de gerekliydi. Olay akışı, Darrow'un kendine ve çevresine kattıkları, isyanın ilerleyişi olsun dur durak bilmeden devam ediyordu. İhanet, aksiyon,
Altın OğulPierce Brown · Pegasus Yayınları · 20151,661 okunma
Reklam
Puan vermedi·248 syf.··
2025 116. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Ekim 2025 08:28
Küba olaylarının onda silinmez izler bıraktığı, birçok sevdiğini kaybetmesine ve hayat boyu süren depresyonuna yol açtığına tanık olduğumuz Haydée Santamaría’nın hayatından esinlenerek yazılmış Bırakın Size Katılayım. 1968’de Casa de las Américas tarafından yayımlanan bir mektubunda, ölümünden sonra Che Guevara’ya şöyle yazmış: “On dört yıl önce en çok sevdiğim insanların öldüğünü gördüm; sanırım çok fazla yaşadım. Güneş eskisi kadar güzel değil, palmiye ağaçlarını görmekten zevk almıyorum... Bazen, şimdi olduğu gibi, hayattan keyif alsam da, sizin gibi gözlerimi kapalı tutma arzusu duyuyorum.” (Alıntı: Wikipedia) Kitabı bitirdikten sonra Haydée hakkında biraz araştırma yaptım ve bu mektuptaki sözleri beni derinden etkiledi. Evet, Haydée Santamaría gerçek bir karakter. Küba Devrimi’nin en önemli kadın figürlerinden biri ve Fidel Castro’nun önderliğinde gerçekleşen 1953 Moncada Kışlası Baskını’na katılan birkaç kadından biri. Amina Damerdji, Bırakın Size Katılayım’da Haydée’nin tarihsel kişiliğini korurken, onun iç dünyasını, aşklarını, çelişkilerini ve kadın olarak var olma mücadelesini derinleştiriyor. Gerçek Haydée devrimin kahramanıysa, romandaki Haydée devrimin bedelini ödeyen vicdanı. Yazar, onu bir tarih figüründen çıkarıp “kadın olmanın, inanmanın ve o inançla yanmanın” sembolüne dönüştürmüş. Bu hikâyede hem aydınlandım hemde severek okudum. Kitapta Haydée’nin sesi yankılanıyor ve fonda sevdiği Frank Sinatra var.
Bırakın Size KatılayımAmina Damerdji · İthaki Yayınları · 202522 okunma
9/10
·248 syf.··
2025 92. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Eylül 2025 12:50
“Bırakın Size Katılayım”la beraber bu sene, ülkesinin kaderinin tayininde önemli rol oynayan ikinci bir devrimci ve güçlü kadını yakından tanımış oldum. Birkaç ay önce Gioconda Belli’nin anı kitabı “Tenimdeki Ülke Nikaragua”yı okumuştum ve yazarı hem Nikaragua’daki devrimin öncülerinden biri olarak hem de bir kadın olarak tanıma imkanım olmuştu. Bu kitap da yine Latin Amerika’dan ve yine mücadeleci, güçlü bir devrimci kadını anlatıyor. Bu kez Küba’ya gidiyor ve Cezayir asıllı Fransız yazar Amina Damerdji’nin kurgu evreni vasıtasıyla 26 Temmuz Hareketi’nin iki kadın öncüsünden biri olan Haydee Santamaria’yı okuyoruz. 1950’lerin başına yoğunlaşıyor kitap. Haydee Santamaria, Küba’nın taşrasına İspanya’dan göçmüş burjuva bir ailenin kızı. Ailesi, özellikle annesi çok dindar. Santamaria okuyup hemşire olmayı çok arzu etse de okula devam edemiyor. İlerleyen yaşına rağmen evlenmeyince sonunda erkek kardeşinin yanına Havana’ya bir koca bulur umuduyla gönderiliyor. Okumayı, kitapları çok seven Haydee burada kardeşinin sosyal çevresi sayesinde daha da olgunlaşıyor, politik bilinci gelişiyor. Bir yandan da kadın olarak kendini daha çok tanımaya başlıyor, aşık oluyor. Hem onun bir karakter olarak gelişimini okuyoruz hem de ileride Küba Devrimi’ni gerçekleştirecek siyasi örgütün tarihini, 26 Temmuz Hareketi’ni adım adım takip ediyoruz. 1950’lerin başındaki hikayeye ara ara 1980’in 26 Temmuz’undan sesleniyor Haydee, yıllar sonunda kendisiyle bir hesaplaşmasına şahit oluyoruz, ki bu kısımlar oldukça etkileyiciydi, özellikle birkaç gün sonra intihar ettiği ve 26 Temmuz’da yaşananlar ışığında okununca. Küba’nın önemli siyasi figürlerinden birinin hayatının önemli bir kesitini çok güzel kurguya dökmüş yazar. Birinci tekil şahıs anlatımıyla direkt onun ağzından konuşması da cesur ve
Bırakın Size KatılayımAmina Damerdji · İthaki Yayınları · 202522 okunma
BİR BEDEN İKİ RUH
Puan vermedi·1552 syf.··
2025 24. kitabı
Alexandre Dumas’ın yazmış olduğu"Monte Cristo Kontu" adlı eser 117 bölümden oluşmaktadır. Kitap; adalet, intikam, sadakat, sabır, umut, ihanet, kimlik değişimi vb. bir çok tema içinde barındıran olağanüstü bir eserdir. Kitap olay örgüsüyle, akıcı diliyle, her karakterin farklı hikayeleriyle, sürükleyici oyunlarla ve dramatik adalet anlayışıyla okuyan kişiyi etkileyebilecek bir eserdir. Nasıl desem ki okumayı bilen her kişinin okuması gereken bir kitap olarak belirtebilirim. Şimdi kitabı kısaca bir özetlersek; Genç, akıllı ve dürüst bir denizci olan Edmond Dantes evlenmek üzere olan nişanlısı Mercedes ile bir hayat kurmak ister. Ancak üç kişi tarafından kendisine bir tuzak kurulur. Bunlardan Danglars= Edmond'un kaptanlığını kıskanan, işi muhasebeci olan bir kişidir. Fernand= Mercedes'in kuzeni ve ona aşık kişidir. Caderousse= Edmond'un komşusu, terzicilikle uğraşan kıskanç ve çıkarcı birisidir. Villefort= Güvenilir olduğu bilinen bir savcı olarak görünür ama kendi çıkarlarıni gözeten birisidir. Edmond, haince bir mektupla suçlanır: Napoléon yanlısına casusluk yapmakla itham edilir ve nişan gününde tutuklanır. Mektubu yazan Danglars, gönderen ise Fernand, Caderousse ise olayı bildiği halde sessiz kalır. Edmond sorguya alınır. Sorguda masumiyeti ortaya çıkmak üzereyken mektubun adresinin Villefort’un babası Noirtier olduğu anlaşılır. Ve siyasi çıkarları yerine onu susturmak için Château d’If hapishanesine yollar. Zindanda yıllarca haksız yere işkence gibi yalnızlık çeker, derdini kimseye de anlatamaz. Daha sonra zindanda Abbé Faria adında bilge bir mahkum ile tanışır. Ondan eğitim alır bilgi ve kültür dersleri alır. Bilge Faria ölmeden önce Edmond'a Monte Cristo Adasındaki hazineyi söyler. Edmond bir kurtuluş yolu bulur ve hapishaneden kaçar. Hazineyi bulur ve çok zengin
Alıntı
Monte Cristo Kontu (2 Cilt Takım)Alexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202037,2bin okunma
Monte Cristo Kontu
9/10
·1056 syf.··
2025 32. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 30 Ağustos 2025 12:39
Edmond Dantes Mösyö Morrel'in şirketinin sahibi olduğu gemide ikinci kaptandır. Son yapılan seferle yükselişi söz konusudur. Gemi içinde bunu hazmedemeyen biri vardır: Muhasebeci Danglars. Ondan hoşlanmayan tek kişi Danglars değildir. Nişanlısı Mercedes'e aşık olan Fernand da Edmond'dan hoşlanmaz ve ondan kurtulmak ister. Edmond'un komşusu Caderrousse bu iki kişinin tanışmasına vesile olur. Tanıştıkları gece bu üçlünün yaptıkları onların, yakın çevredeki insanların ve hatta yeni doğacakların hayatlarını etkileyecek cinstendir. Üçlünün bir mektupla Edmond'a attıkları iftira Mösyö Villefort'a ulaştığında olayda babasının da adının geçtiğini dolayısıyla kendinin de etkileneceğini görüp Edmond'un delili olan emanet mektubu yakar ve bununla birlikte Edmond'un geleceği de yanar. 14 yıl hapiste kalır. Hapishanede tanıştığı deli olarak isimlendirilen rahip hayatının bir diğer kırılma noktası olur. Hapisten kaçar, rahibin yerini söylediği zenginliğinin sahibi olur. Bu noktada hayatının yeni bölümü açılır. 10 yıl boyunca ince ince planlayarak Monte Kristo Kontu olarak onun 14 yılını çalanlardan tek tek intikam alır. Bu intikam o kadar çetrefillidir ki birden fazla karaktere bürünür. Lord olur, rahip olur, Simbad olur, Monte Kristo Kontu olur. Eserin sonunda Monte Kristo Kontu'nun herkese hak ettiği sonu biçtiğini görürüz. Kendi de Haydee ile hayatında yeni bölümler açmak için yelkenleriyle ufukta kaybolur. Eser hakkında küçük bir değerlendirme yapacak olursam genel olarak beğendiğimi dile getirebilirim. Yazarın kurgulama tekniği başarılıydı. Neyin ne zaman karşımıza çıkacağı ve neleri çözeceği bazen sürpriz oldu kitapta. Dumas'ın yer yer etkileyici bir üsluba sahip olduğunu da söyleyebiliriz. Çevirmen de oldukça başarılı bir iş ortaya koymuş. Eseri okurken "ben çeviriyim" diye
Alıntı
Monte Cristo KontuAlexandre Dumas · İthaki Yayınları · 201037,2bin okunma
Reklam
Reklam