Gollik
10/10
·144 syf.··
2026 23. kitabı
Hayko Bağdat'ın okuduğum bu kitabı o kadar güzeldi ki mutsuz bir insanı, mutlu bir insana çevirebiliyor. Sohbet havasında bir kitap olduğu zevkle okudum. Keşke tüm kitaplar bu minvalde olabilse. Kitap, Hayko'nun kişisel anılarından oluşmaktadır. Hikayeleri bizi bazen güldürüyor bazen de duygulandırıyor. Hayko hep yazsın.
1000k
GollikHayko Bağdat · İnkılap Kitabevi · 2015110 okunma
Karın Altında Saklı Hakikat: İki Mevsim, Üç Kadın, Tek Acı
Puan vermedi·360 syf.··
2026 2. kitabı
Seattle’ın göğü, 1933 yılının o tekinsiz baharında ansızın bir ihanete bürünür. Çiçek açmaya hazırlanan dalların üzerine çöken o meşhur “Böğürtlen Kışı”, sadece mevsimlerin dengesini değil, bir annenin dünyasını da karlar altına gömer. Şehrin bir yüzünde, elleri deterjanın ve soğuğun ayazında çatlamış, hayatın yükünü çamaşır kazanlarında eriten Vera Ray vardır. Diğer yüzünde ise, yüksek tavanlı malikânelerin steril sessizliğinde, bir eli yağda bir eli balda yaşayan, imtiyazın zırhına bürünmüş bir azınlık... Bu iki dünya arasındaki mesafe, sadece mülkiyetle ölçülmez; bu, adaletin bile paranın rengine göre şekillendiği, geçit vermez bir uçurumdur. Bir yanda hayatta kalma mücadelesinin çiğ çıplaklığı, diğer yanda Amerika’nın o dönemdeki "Lale Devri"ni andıran sahte ve kibirli ihtişamı... ​Ancak hayatın, sınıf tanımayan bir dili vardır: Kayıp. Aradan geçen onca yıla, değişen statülere ve modern dünyanın gürültüsüne rağmen; Vera, Claire ve hikâyenin o kilit kadınları, aynı ruhsal boşluğun ikliminde buluşurlar. İpek elbiselerin içindeki kalp ile yamalı hırkaların altındaki kalp, evlat acısının ve yarım kalmış bir aşkın sızısıyla aynı tempoda çarpar. Acı, en büyük eşitleyicidir; o devasa sınıfsal surları bir hıçkırıkla yerle bir eder ve bu kadınları, aynı trajedinin ortak paydasında sessizce kenetler. ​Bu sahnelerin arkasında duyulan melodi ise bir teselli değil, sarsıcı bir yüzleşmedir. Hayko Cepkin’in o derin, gotik ve giderek bir çığlığa dönüşen "Ey Hayat" yorumu, Seattle’ın puslu havasına bir bıçak gibi saplanır. Onur Akın’ın o toprağa dokunan naif hüzmü yerine, Hayko’nun o sert ve Batılı tınısı; Vera’nın karlar içinde evladını ararken attığı o dilsiz feryadı karşılar. Bir yanda Vera çaresizlikten nefesi kesilirken, diğer yanda o gamsız ihtişamın hüküm sürdüğü
Böğürtlen KışıSarah Jio · Arkadya Yayınları · 201144,9bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·104 syf.··
2025 165. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 28 Eylül 2025 13:42
Hayko Bağdat’ın kaleminden bizlere dair öyküler… “Kurtuluş Çok Bozuldu” adlı bu eser, kısa öyküler aracılığıyla Türkiye’nin farklı kesimlerinden insanların hikâyelerini, İstanbul’un bir ilçesi olan Kurtuluş üzerinden anlatarak, bir ilçeden bütün Türkiye'nin hikayesini ortaya koyuyor. Farklı hayatların ve karakterlerin buluştuğu bu derleme, hem okunması keyifli hem de üzerine düşünülmesi gereken bir kitap niteliği taşıyor... Eser, “biz”i yalnızca “ben” ve “benim gibiler”le sınırlı görmememizi; toplumsal çeşitliliği ve farklılıkları bir arada değerlendirmemizi sağlıyor. Bu yönüyle hem zevk veren hem de düşündüren bir okuma deneyimi sunuyor...
1000Kitap
Kurtuluş Çok BozulduHayko Bağdat · İnkılap Yayınevi · 201639 okunma
Puan vermedi·496 syf.··
2025 12. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 24 Eylül 2025 11:19
Kitap 1897 yılında kaleme alınmış "gotik korku" Romanı. Kaç yaşında olursanız olun, "Vampir diye bir şey yoktur." diye defalarca tekrarlarsanız tekrarlayın bu kitabı okurken minik bir ses duysanız bile irkileceksiniz. .. Bir de kitabı okurken karakter isimlerinin yabancı olmasına karşın kendi ülkenizin ismini görmek kitabı içselleştirmenize sebep olacak. Tarihten bildiğiniz namı değer Kazıklı Voyvoda'yı Drakula ile birleştirerek aktaran eğlenceli ve merak uyandıran bir kitap. Sizde benim gibi okurken hayal etmeyi seviyorsanız kesinlikle okumalısınız. Not: Kitabı okuduktan sonra Drakula'yı Okan Bayülgen'in Van Helsing'i ise Hayko Cepkin'in canlandırdığı tiyatroyu izlemeyi unutmayın.
DrakulaBram Stoker · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20236,3bin okunma
10/10
·424 syf.··
2025 8. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 31 Ağustos 2025 20:06
Fantastik kitap seven biri olarak, tüm vampir hikayelerinin çıkış noktası olan bu kitabı okumak harikaydı. Otel Transilvanya'nın tüm filmlerini ve hatta Mavis'in çocukluğunun anlatıldığı diziyi bile izlediğim halde (ki muhteşemdi) esas Drakula kitabını okumak aklıma bile gelmemişti ta ki Okan Bayülgen ve Hayko Cepkin'in Drakula tiyatrosunun geldiğini öğrenene kadar. 1897 yılında yazılmış korku türünde ilk vampir (Drakula) kitabı. Yazıldığı döneme göre muhteşem olduğunu söylebilirim. Ama 2025 dünyasında yaşayan bir kadın olarak düşündüğümde kadınlar hakkında yazılanlar gerçekten bi yerden sonra çok can sıkıcıydı. 1800 lerde yazıldığı düşünüldüğünde kabul edilebilecek birşey ama bugün birisi bu şekilde kitap yazsa sinir krizi geçirirdim muhtemelen. Olayların günlük şeklinde aktarılması Çok ilginç bir yazım şekli olmuş benim çok hoşuma gitti. Olaylar da kitabın sonuna kadar sıkmadan akıcı bir şekilde ilerledi. (Son zamanlarda okuduğum kitaplar ilk 300 sayfayı sündürüp tüm olayı son 50 sayfaya sığdırıyordu çünkü) (SPOILER!!!) Sonunun beklediğim gibi bitmemesi biraz şaşırttı çünkü açıkçası Drakula'nın öleceğini hiç düşünmemiştim.
DrakulaBram Stoker · Ötüken Neşriyat · 20246,3bin okunma
Puan vermedi·528 syf.··
Beğendi
·
2024 58. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 21 Eylül 2024 20:49
tam ne zamandı ne oldu da ben bu konuyu düşünür araştırır oldum hatırlamıyorum. O meşum günden (19 ocak 2007) çok önceydi onu biliyorum. Okuduğum bir cümle beni başka bir kitaptaki cümleye ışınladı muhtemelen, o bir başkasına, diğeri öbürüne böylece bir uzun yol açıldı önümde. zorlu bir yol. Yolun kenarı, hatta bazen yolun orta yeri dikenli çalılarla dolu, yırtıp kanatıyor kolunu bacağını ama yolun ilerisini de görmek istiyorsun. Çünkü orada kaybettiğin ve eksikliğini duyduğun birilerinin, bir şeylerin olduğunu hissediyorsun. Bu yolu çok az insan merak ediyor, hatta yanından yamacından bile geçmek istemiyor. Yürümek istediğini söylediğinde de neredeyse öfkeden delirecek hale gelip, yanlış yolda olduğunu bağırıyorlar. En duygusal yerden yazacak olursam; genelde hep yaptığım gibi; neden benim Ermeni arkadaşım yok, neden komşum yok ne oldu o kadar insana? sorusu yeterli bence. Sonra bir Ermeni iş arkadaşım oldu hiç bu konuları konuşmadık, sormadım ama onun yakınımdaki varlığı benim için çok değerliydi/değerli. Zamanla konu üzerine her bulduğumu okumaya başladım ki yıllar önce bu kadar kolay ulaşılamıyordu diye hatırlıyorum. Baskın Oran, Taner Akçam, Hayko Bağdat, Karin Karakaşlı ve sonra Agos Gazetesi, kitaplar, kitaplar önümdeki yolu usul usul açıyordu. Böyle böyle Mıgırdiç Margosyan’a, Zabel Yesayan’a, William Saroyan ve Zaven Biberyan gibi Ermeni yazarlara ulaştım. Konumuz Karıncaların Günbatımı, Nafia taburlarında üç buçuk yıl heder olmuş Baret, Varlık Vergisiyle varını yoğunu kaybetmiş hasta bir baba Diran, Siyasetin ortasında mahvedilmiş koca bir Türkiye Ermeni toplumu. Karıncaların Günbatımı daha çok bir Ermeni gencinin ruh açmazlarını anlatıyorsa da Baret’in ve diğer aile üyelerinin ruhundaki çalkantılar tabiiki siyaset, savaş ekonomisi ile doğrudan
Karıncaların GünbatımıZaven Biberyan · Aras Yayıncılık · 2022327 okunma