Ve bir huzursuz haymatlos dururdu içerimin köşesinde acısıyla:
Bütün bu gerçeklikte, birkaç esrar dumanına bedeldi kitlelerin aşkı,
Vatan tarlalarında doğmazdı olgunlaşan başakların acıları olmadan
Yıldızlar arasında yer alacağını bilemeyen his.
"Yoksul Türkiye, ekmeğini, aşını Hitler faşizminden kaçarak kendisine sığınmış Almanya'nın değerli evlatlarıyla paylaştı. Onları ölümün pençesinden kurtardı, onlara hayat verdi. Bu kitapta, onlardan birkaçının gerçek hayat hikâyeleri vardır."
İnsanoğlu her zaman iyimserdir. İçi yaşama sevinciyle doludur. Bir karanlıktan geldik, bir karanlığa gidiyoruz, bu çok belli bir şey, çok kötülük, çok savaşlar, çok salgınlar, çok zulümler gördük, ama dünya güzel, vazgeçilmez, diyorlar. Bu sözler benim sözlerim değildir. Bu sözleri destanlardan, türkülerden, masallardan, baladlardan, ağıtlardan, Dostoyevski'den de öğrendim. Nereden gelip nereye gidersek gidelim, bu güzel dünyayı, bu ışığı, bu binbir renkli toprağı, bu içleri sevinç dolu insanları gördük ya, yaşadık ya. Ya hiç gelmeseydik, bu güzelim dünyayı hiç görmeseydik?
Haymatlos
Benim romanlarımı, hikâyelerimi okuyanlar hiçbir zaman savaşı istemesinler, savaştan iğrensinler, hep barıştan, kardeşlikten yana olsunlar. Benim yazılarımı okuyanlar insanın insanı sömürmesine dayanamasınlar. Yoksulluk, insanlığın yüz karasıdır. Hiçbir düzende hiçbir insan yoksul kalmasın.
Haymatlos
Bana göre hayat felsefesi olacak Latince bir söz: "Florebo quocumque ferar" (Taşındığım her yerde çiçek açacağım). Yani gittiğim her yerde gelişeceğim, nereye götürülürsem büyüyeceğim demek.