VATAN YAHUT HAYMATLOS
10/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2025 91. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 04 Eylül 2025 11:33
“Asli organizma, annem, rahminden sürüp fırlattığından beri ona bile ait değilim… Derimin içinde tek, terkibim itibariyle eşsizim. Hal buyken, bireysel insanı, Günay’ı her türlü toplumsal düzenlemeden ve toplumdan ayrı bir varlık olarak kavramak bu kadar mı zor?” Seri boyunca, her hikâyenin sonunda yana yakıla kendini, haymatlosluğunu haykıran Rodoplu, dördüncü kitapta sesini biraz daha yükseltiyor. Avaz avaz sesleniyor: “Or’da kimse var mı?” Aydını, bürokrasisi, sağı solu; her bir el tarafından eteği çekiştirilen, “canı ayıpsız” olmayan bu “kadıncık” nerenin yerlisi? Dördüncü kitapta geçen şu pasaj, Rodoplu’nun nerenin yerlisi olduğunu çok net anlatıyor: “Beraberliğin temeli gönüllü iş birliği olmalıdır. Ben, Günay Rodoplu için mümkün olabilen tek beraberlik, ahlaki beraberliktir. Ne tür bir iyi için olursa olsun, takiyye kabul edilemez.” (s.442) Rodoplu'nun özelde de, genelde de aradığı şey “ahlaki beraberlik.” Şafak’ta, Şiran’da ve Selahattin’de bulamadığı… Bel kardeşliği değil, yol kardeşliği. Bütün yerliler için dilenen bir yol kardeşliği. Bu nedenle, Rumelili Seyit Ali Efendi’nin kızı Rodoplu, hakikate en yakın noktada durmayı görev bildiği için solcuya göre faşist, sağcıya göre burjuva, İslamcıya göre seküler, sekülere göre teokratik; yani bu yönüyle de haymatlos. Yani dokuz köyden kovulan o deli. Fakat dördüncü eserle birlikte okurun kafasındaki taşlar oturuyor: Nihayetinde Kürdü-Türkü, ülkücüsü-komünisti, İslamcısı-lâiki; Âdem babamıza dahilek. Değil mi? Her kitapta bu coğrafyaya ait bir meseleye kapı açan Alatlı, bu eserde ise yakın tarihimizin en çetrefilli konularından biri olan Türkçülük meselesini ele almış. Üçüncü kitapta Şiran’la yolu kesişmeden hemen evvel eserde ismi geçen ülkücü genç Selâhattin bu kitabın esas oğlanı. Esas kız ise yine Rodoplu.
O.K. Musti Türkiye TamamdırAlev Alatlı · Kapı Yayınları · 2022172 okunma
ALATLI VS. MEZOPOTAMYA'NIN HÜZNÜ
10/10
·640 syf.··
Beğendi
·
2025 90. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2025 00:00
‘‘Oğul sadıklığın bu muydu? Valla(h) yedirdin kurda beni beni beni havar zalim ...’’ Eserin isim babası olan bu pasaj; bir türküden, bir Van türküsünden devşirilmiş. Aslında ‘’havar, havar’’; Türkçe’si aşağı yukarı ‘’imdat, İmdat" olan bir emanla nihayete eren bir ağıt… Erdal Erzincanlı’dan bi dinlemenizi tavsiye ederim. Coğrafyanın kaderinin batı notaları üzerindeki istimlakı gibi... Do, re, mi seslerinin bir bağlamaya sığmaz imdadı. Tüyleri diken diken eden bir yakarış mıdır nedir? Bir el uzatıp halleşmeden edemiyorsunuz. Alatlı bu yakarışa ‘’Mezopotamya’nın hüznü.’’ diyor. Alev Alatlı’nın muazzam Türkü kültürü, serinin henüz birinci kitabında kendini gösteriyor aslında. Bir de buna enfes yayıncı dehasını eklenince, görün ne afat bir şey çıkıyor ortaya. Şöyle ki; birinci kitapta Sedes’in, Rodoplu’nun masasında gördüğü henüz tamamlanmamış roman notları vardı; İşte üçüncü kitabın taslağını, arka planını bu roman oluşturuyor. Bir de flashback gibi bi görünüp bi kaybolan, duvardaki Şiran’a ait portre. Ve en kıymetlisi; analizin başındaki, romanda geçen ağıttan, o pasaj; ‘‘Oğul sadıklığın bu muydu? Valla(h) Yedirdin kurda beni.’’ Birinci kitapta, Rodoplu’nun masasında romanının taslak kağıtlarından ibaret olan, esasen okurun üzerine pek de basmadığı, ara ara konunun ortasına bu romanla birlikte laps diye giren Suat, Şiran, Çiçek, anne, baba, Nilgün, kadıncık gibi karakterler, üçüncü kitabın ana karakterleri oluveriyor. Meğer Rodop’lu eski bir aşk hikâyesini (eskimez ya!) daha ilk tanışta anlatmaya kalkmışta okura, okur; aydın, sol militarizm, ideoloji, kültür despotizmi, haymatlos filan derken onca kaosun içinde bu hazin hikâyeyi dinleyememiş. Şimdi dön birinci kitaba. Alatlı’nın muazzam yazın dehası... Birinci kitapta aydın despotizmi anlatılırken okura, üçüncü
Valla, Kurda Yedirdin BeniAlev Alatlı · Kapı Yayınları · 2024197 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ruhları haymatlos olanlara..
Puan vermedi·248 syf.··
2025 8. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 08 Ağustos 2025 13:10
Çokça hayatın içinden bir roman Ladesçi. Herkesin okumasını, Ladesçi Cemil’in başından geçenleri öğrenmesini isterim. Sayfaları çevirdikçe, bu sayfanın adında da yer alan haymatlos kavramını derinden hissediyorsunuz. Haymatlos; vatansız, yurtsuz demek. Ancak romanı okudukça, bu kavramın yalnızca fiziksel değil, ruhsal bir karşılığı olduğunu fark ediyorsunuz. Cemil’in yaşadıkları, bize bu dünyanın herhangi bir kara parçasında "vatandaş" olsak da ruhumuzun, yüreğimizin nerede ve kime ait olduğunu sorgulatıyor. Bazı ruhlar bu dünyada haymatlos... Dönem dönem hepimiz böyle hissediyoruz. Bu hissin bazıları için ömür boyu sürebileceğini, bazılarının ise kendi benliğini keşfetme yolculuğunda içsel bir "vatan" bulabildiğini görüyoruz. Ladesçi, sadece bir hayat hikâyesi değil; bir iç yolculuk, ruhun vatan arayışı… Herkesin kalbine dokunacak bir yanı var. Sevgili Üstün Dökmen elinizi emeğinize kaleminize sağlık.. Üstün Dökmen Ladesçi
Duygu ve Düşünce
LadesçiÜstün Dökmen · Sistem Yayınları · 20061,827 okunma
Puan vermedi·90 syf.··
2025 16. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2025 21:22
Cem Alan | Son Meyhane “Şüphesiz bu yaşamak değil, hayatta kalmaktı. Yine de bugünlerimizi aramaktan korkarım. İnsanın alıştığı zorluk, bilmediği bir fırtınadan evlaydı.” Merhaba arkadaşlar Öykü okumayı sever misiniz? Ben çok seviyorum, özellikle ağır okumalardan sonra araya mutlaka bir öykü kitabı koyarım. Benim için soluk vermek , dinlenip bir nefes almak gibi oluyor. Bu kitabımızda bizi birbirinden güzel 10 farklı öykü karşılıyor. Bunlar; 1. Antartika’da Bir Yerlerde Buz Mavisi Bir Gecede 2. Deli 3. Otobüsteki Çocuk 4. Haymatlos 5. Vefa A.Ş. 6. Vardiya 7. Son Tren 8. Geyik 9. Adam Çiçeği 10. Son Meyhane Her bir öykü kısa fakat verilmek istenen mesajların net bir şekilde okuyucuya ulaştığı, her okuyanın mutlaka bir ders çıkaracağı nitelikteydi. Her öykü biraz yarım kalmışlık hissi,biraz hüzün, biraz buruk bir tebessüm, biraz da sizi alıp düşünmeye sevk eden türden. Ben hepsini severek okudum ama içlerinden en çok Deli isimli öyküyü ve kitabında ismini almış olduğu Son Meyhane’yi sevdim. Yazarın kalemiyle tanışma kitabım oldu ve severek okudum. Dili gayet anlaşılır ve akıcı, betimlemeleri de gayet yerinde kullanılmış bir eserdi. Zaten kısacık, bir çırpıda bitebilecek bir kitap. Kahvenizin yanına eşlik için mutlaka öneririm. Kitapla kalın
Son MeyhaneCem Alan · Mythos Kitap · 202518 okunma
10/10
·90 syf.··
Beğendi
·
2025 43. kitabı
SON MEYHANE Herkese Merhabalar. Bugün sizlere bir öykü kitabı ile geldim. Evet öykü kitaplarını okumayı her zaman çok severim . İsminin anlamını taşıyan tam 10 adet öykü yer alıyor. Yazarın anlatım tarzını ve kurgu dünyasını sevdim. Karakterleri ve mekanı güzel, akılda kalıcı şekilde tasvir etmiş. Betimlemeler de yerinde ve gayet güzeldi. Öykülerin de her biri gerçekten çok başarılıydı. Kitabı bütünüyle sevdim. Antarktika'da Bir Yerlerde Buz Mavisi Bir Gecede Deli Otobüsteki Çocuk Haymatlos Vefa A.Ş. Vardiya Son Tren Geyik Adam Çiçeği Son Meyhane Bakalım ben sizin için hangilerini kısaca seçtim. Tabi gönül isterdi ki hepsinden bir parça yazabilmek. ️Deli Adil ve Tutku 50 li yaşlarda iki arkadaştırlar. Bir gece buluşup meyhanede içip, sohbet ederlerken eski günlerden söz açılır laf lafı açar meyhane kapanma saati gelir. Gecenin devamını Tutku'nun evinde getirmek isterler.
Son MeyhaneCem Alan · Mythos Kitap · 202518 okunma
Çocuktaki Bahçe
9/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2024 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2024 12:52
Çocukluğun neşeli, kaygısız, uçarı, her şeyin mümkün olduğu, nazlanmanın, olmadık şeyleri tutturmanın, olur olmazı istemenin, çoğunlukla da elde etmenin o doyumsuz günleri bitip kendimizi yaşamın, işin gücün, zorlukların, boğuntuların, koşuşturmanın içinde bulunca sık sık dönmek isteriz o kaygısız günlere, ana kucağı denen o cennete. Peki her çocuk için aynı mıdır bu söylenenler? Çocukluk deyince; annenizin sizi hep döven o kocaman elleri, keskin bir bıçak olup etinizi, canınızı, bakışınızı dilim dilim kesecek bir bıçak gibi şimşekler çaktıran keskin mavi bakışlarıysa anımsadığınız... Dışarıya, başka çocuklara, başka insanlara açılan tek kapınız olan demir korkuluklu pencereden uzakttığınız bacaklarınızı sallayarak sokaktan geçenlere "Senin annenin de elleri kocaman mı, kolları uzun mu?" diye sorararak yaşadığınızı anlamaya, anlamlandırmaya, başka annelerle annenizi karşılaştırmaya kalktığınız günlerse çocukluk... Evinizin bahçesi sizi sokaktan koparan koskoca duvarlarla çevrili bir hapishaneyse, bahçedeki ağaçlardan başka konuşacak kimseniz yoksa... Yazar, Feyzi 'nin çocukluğunu merkeze alarak ana -baba- çocuk ilişkisini, çok kimlikli ve kültürlü bir kentte köşkün (bahçenin) dışındaki yaşamın zenginliğini, insan ilişkilerini görselliği yoğun, fotoğrafik ögelerle anlatıyor bize. Dile hakimiyetiyle, Türkçe içinde kurduğu özgün bir dil ile özelde Feyzi 'nin genelde hepimizin çocukluğuna yolculuklar yapmamızı sağlıyor. Feyzi' nin çocukluğunu romantize etmeden, okuru ona acındırmadan, ona her şeye rağmen çocuksu bir neşe armağan ederek kuruyor metni. Çocuktaki Bahçe, günümüz edebiyat dünyasında çok da bilinmeyen bir yazar olan Feyyaz Kayacan 'ın ölümünden önce yayımlanan son eseri ve tek romanı. Keyifle okudum, eski Kadıköy' ün sokaklarında dolandım, anlatılan yerleri
Çocuktaki BahçeFeyyaz Kayacan · Kırmızı Kedi Yayınevi · 094 okunma