Sen bu dağı sevemezsin; yüzün yok
Yürüdükçe ayakların aşındı
O eğilen, çöl beyazı başındı
Hangi yolda kayboldun ki, izin yok
Mevsimler kıyısında
Hangi ruhu arıyorsun her sabah
Ufuklara dokundun mu kalbinle
Limanları doldururken ayrılık
Kum saatlerinde gördün mü denizleri
Nice kervan menziline varıyor
Aynı yerde duruyorsun her sabah
Sen bu dağa varamazsın; yurdun yok
Istırabın karasına
Meczupların yarasına
Can merhemi olamazsın; derdin yok
Parmaklarının ucunda
Hangi nehrin sularıdır
Çağlayan parmaklarının ucunda
Bir yıldız mı taşıyorsun, bir kuş mu
Sen yağmurun kanatları altında
Beni saran rüya
Beni Yakan ses
Yankılanan ömrümün aynalarında
Sen bu dağı delemezsin yerin yok
Adımların kıyılarda tükenir
Şakakların kan gölünde yıkanır