Evet, anladık bostana su sabah serininde girermiş, ayrılık olur deyi gözden öpmek iyi değilmiş, tohum ekmeden önce iki rekat namaz kılıp "kurdunan kuşunan, eşinen dostunan yemek nasip eyle" demek gerekmiş.
Bize insan olmak, etiyle kemiğiyle gerçek bir insan olmak bile ağır geliyor; bundan utanıyoruz, ayıp sayıyoruz ve eşi benzeri olmayan birtakım toplumsal varlıklar olmaya çabalıyoruz. Bizler ölü doğmuş insanlarız, çoktandır da canlı babaların çocukları olarak doğmuyoruz ve bu durum gittikçe bizim daha çok hoşumuza gidiyor.
'Çok seviyorum, çok sevdiğim için sana acı çektiriyorum, değerini bil,' derdi. İnsanların sevdiklerine bile bile acı çektirmeleri mümkün, biliyor musun?
Gerçekten de bir şeyler söylemek istiyorsunuz ama korkudan en son söyleyeceğiniz sözü gizliyorsunuz, çünkü sizde onu söyleyecek cesaret yok, sizdeki yalnızca ödlekçe bir küstahlık. Siz bilinçli oluşunuzla övünüyorsunuz ama hep kararsızlık içindesiniz, çünkü kafanız çalışsa da, yüreğiniz fesatla kararmış, oysa ki, temiz bir yürek olmadan tam anlamıyla, doğru bir bilinçlenme olmaz.