İşte, onuncu günün kutsal şafağı sökmekte. Bu şafak Türk'ün uyanışıdır. Bu kutsal şafakla birlikte Tanrı izin verdiği müddetçe her Şafak bizim için sökecek. Türk milleti dara her düştüğünde güzel gönüllü bir akın, ilahi mesajları hatırlatan bir kam yahut Tanrı'dan Kut almış bir kağan size "Korkma!" diye seslenecek. Şafağın yeniden sökeceğini hatırlatacak. Kurtların Türk mavisi gökyüzüne bakarak yeniden uluyacağını müjdeleyecek. Bugün sizin yaptığınız gibi bir yıldızın ışığında bir hilal oluşturulacak.
Biz atalarımızın şanlı mücadeleleri ile nasıl büyüdüysek gelecek nesiller de sizlerin hikayeleriyle büyüyecek.
Son Türk yürekli, vatan toprağına düşmeden vatanının düşmeyeceğini bilecekler. Dün kırk kişiydiler, bugün onyedi kişiyiz. Yarın belki tek kişi bu mücadeleyi verecek. Sayı asla önemli değildir çünkü Bir Türk dünyaya bedeldir. Bu mücadelenin ateşini önce sınırlı sayıda kahraman yakacak ancak sonra arkalarından bütün millet yürüyecek. Çünkü bağımsızlık, Türk milletinin karakteridir. Bugün bizimle olmayanların bize katılma zamanı henüz gelmemiştir. Tanrı, o günü de yaratacaktır.
Konuştuğumuz dil Türkçe, yazdığımız dil Türkçedir; hiç tartışmasız ordunun komuta dili de Türkçeydi. Keza bu, bütün tarih boyunca böyle olmuştur. Selçuklu devrinde kâtib sınıfı Arapça kullandığı, ulema sınıfı ise Arapça düşündüğü ve yazdığı hâlde, orduda her zaman Türkçe kullanılmıştır. Bu; unsurların, komutan ve askerlerin Türk olmasından ileri geliyor. Dahası Türkçe komut vermeye yatkın bir dildir; Farsça bir komut Türkçede olduğu kadar etkili olmaz ve kuşkusuz bu da dikkat edilen bir unsurdur.
Türkiye'nin, hiçbir zaman bir Fransa, bir Rusya veya hatta bir Çin gibi bir entelektüel eliti olmadı. Ama her şeye rağmen, Türkiye'yi dar zamanında kurtaracak kadar dünyayı bilen, işinin ehli, vatanını seven bir eliti olmuştur. Bu elitin adı Türk Silahlı Kuvvetleri'dir. Bu elit Türkiye'yi ve Türk milletini korumakla kalmaz, ona ilk ressamlarını, ilk doktorlarını, ilk gerçek bilim insanlarını da hediye eden kurum Türk Silahlı Kuvvetleri olmuştur, çünkü en iyi eğitimi hep Türk Silahlı Kuvvetleri vermiştir. Türk halkı geleneksel olarak ordusunu canından çok sever, çünkü o ordunun mensupları kendi çocuklarıdır. Kendi yavrusunun ülkesinin elitine katılmasını isteyen aileler çocuklarını asker yapar.