Konuştuğumuz dil Türkçe, yazdığımız dil Türkçedir; hiç tartışmasız ordunun komuta dili de Türkçeydi. Keza bu, bütün tarih boyunca böyle olmuştur. Selçuklu devrinde kâtib sınıfı Arapça kullandığı, ulema sınıfı ise Arapça düşündüğü ve yazdığı hâlde, orduda her zaman Türkçe kullanılmıştır. Bu; unsurların, komutan ve askerlerin Türk olmasından ileri geliyor. Dahası Türkçe komut vermeye yatkın bir dildir; Farsça bir komut Türkçede olduğu kadar etkili olmaz ve kuşkusuz bu da dikkat edilen bir unsurdur.
Türkiye'nin, hiçbir zaman bir Fransa, bir Rusya veya hatta bir Çin gibi bir entelektüel eliti olmadı. Ama her şeye rağmen, Türkiye'yi dar zamanında kurtaracak kadar dünyayı bilen, işinin ehli, vatanını seven bir eliti olmuştur. Bu elitin adı Türk Silahlı Kuvvetleri'dir. Bu elit Türkiye'yi ve Türk milletini korumakla kalmaz, ona ilk ressamlarını, ilk doktorlarını, ilk gerçek bilim insanlarını da hediye eden kurum Türk Silahlı Kuvvetleri olmuştur, çünkü en iyi eğitimi hep Türk Silahlı Kuvvetleri vermiştir. Türk halkı geleneksel olarak ordusunu canından çok sever, çünkü o ordunun mensupları kendi çocuklarıdır. Kendi yavrusunun ülkesinin elitine katılmasını isteyen aileler çocuklarını asker yapar.