Yahya Kemal’in şiirlerini okumak eski bir dostla sohbet etmek gibi. Şiirlerinde en çok İstanbul varken bu satırların gönlümde yer etmemesi imkansızdı. Nitekim de hep öyle oldu. Her zaman gönlümde tekrarladığım mısraları tekrar tekrar okudum, gözüm de gönlüm de doydu. Tabi biraz gözüm de doldu… İstanbul’u seven, mehtaplı gecelerde yalnızlık çeken, muhabbet edecek hoş bir dost arayan varsa yolu Yahya Kemal’e mutlaka düşer diye düşünüyorum. Nitekim benim düştü. Elhamdulillah, iyi de oldu.
Bana göre okumak çok kişisel bir deneyimdir. Klasik okumaları hariç tutarsak diğer tüm eserlerin okumaları, kişinin kendi duygu ve düşünce dünyasındaki birikimler sonucunda oluşturduğu anlam haritasına göre bambaşka bir etki bırakır. Fournier benim için bunu iliklerime kadar hissettiğim bir yazar oldu. Bu kadar kişisel konuları ele alıp çok basit cümlelerle ifade etmesini etkileyici buluyorum. Herkesin aklına gelebilecek bir konuda yazıp bunu, hem gösterişten hem de bayağılıktan uzak bir şekilde ifade etmesi takdir edilmelidir. Kendime şunu soruyorum: Ben okurken cümlelerinden etkileniyor muyum? Evet. O zaman doğru yerdeyim. Buradan devam.
Muhammed Esed babası ile çatışmasıyla başlayan gençlik yıllarında sonu gelmeyen büyük bir Orta Doğu macerasına atılıyor ve bu süreçte kaleme aldığı makalelerle oldukça prestij kazanan bir gazeteci