Bu kitap, Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki çatışmaları ve savaşın siviller üzerindeki yıkıcı etkilerini gözler önüne seriyor. Azerbaycan Türklerinin yaşadığı zulüm, sivil yerleşimlerin hedef alınması ve yaşanan travmalar, savaşın insan hayatında yarattığı derin izleri etkileyici ve çarpıcı bir şekilde anlatıyor. Savaşın acı gerçeklerini anlamak ve tarihsel farkındalık kazanmak isteyen herkes için önemli bir eser.
Fethi Savaşçı’nın “Almanlar Bizi Sevmedi” romanını okurken, kendimi adeta bir zaman makinesine binmiş gibi hissettim. Baş karakterle birlikte Türkiye’den Almanya’ya işçi olarak gitmiş, o işçilerle aynı küçük pansiyonda kalmıştım. Suratsız, eski Nazi subayı pansiyon müdiresiyle ve Türk düşmanı Alman ustabaşılarla verdiğimiz mücadeleyi ben de yaşıyordum. Eşimin Türkiye’den yanıma gelmesi, küçük ama ortak kullanım alanları olan bir daireye taşınmamız, Türk birahanesi, Panzer Çetesi derken… Ben daha dünyada yokken yaşanmış tüm bu olaylar, satırlarda yeniden can buldu ve sanki gerçekten oradaymışım gibi beni içine çekti.
“Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm”… Uzun süre etkisinden çıkamadığım, okurken adeta içinde yaşadığım harika bir eser. Anlatımın gerçeklikle iç içe geçen yapısı insanı derinden sarsıyor. Hikâyenin sonunda bazı karakterlerin aslında var olmadığını öğrenmek ise duyguyu daha da acı bir noktaya taşıyor. Bittiğinde insanın içinde sessiz ama kalıcı bir iz bırakıyor.
Neden daha önce okumadım? gerçekten kitap gibi kitap dediğim eserlerden biri… Sovyetler Birliği dönemine ışık tutan bu roman, o dönemin hem olumlu hem de olumsuz yönlerini görmemizi sağlıyor. Aynı zamanda Sovyet sisteminin içinde yaşamış Türk halklarının deneyimlerine, mücadelelerine ve acılarına tanıklık ettiriyor. Okurken hem tarihle yüzleşiyor hem de insanın içini burkan güçlü bir hikâye ile karşılaşıyorsunuz.