Tabii bunu anlamak o kadar kolay olmamıştı. Anlamaktan sonra gelen bir hal vardı: Kavramak. Anladığının bütün ağırlığını beyninde duymak, elinde, kollarında, damarlarında duymak. Andronikos, inancının gevşekliğini kavradığı zaman gözünü sıkı sıkı yummuş, Tanrım beni yerin dibine geçir, beni şimdi öldür, canımı al, diye yakarmıştı. Yer yarılmamıştı, onu içine çekmemişti. Ölmemişti. Tanrı almamıştı canını. O zaman gözünü açmıştı, bunu sonuna dek yaşamalıyım, acıyı son damlasına dek içmeliyim, demişti. Başkalarına bunu söylemek, başkalarına bunu öğretmek iyiydi. Şimdi kendim de bunu başarabilmeli, utancımı son damlasına dek içebilmeliyim, demişti.