Hacerus

Hacerus
Yaptığım hiçbir şeyin hakkını veremeyerek emin olmayan adımlarla aynı yolları yürümeye devam ediyorum. Ya yolun sonunda iyi ki vazgeçmedim diyip yolumu seveceğim ya da yürürken kayboldum sandığım bir anda esas yolumu bulacağım.
Kendini düşünüyor; yalnızlıktan, başkalarıyla ancak istediği zaman görüşmekten, istemediği zaman başkalarından kaçmaktan hoşlanıyor. Ama yalnızlıktan hoşlandığı, yalnızlığı aradığı halde, asıl sevdiği, asıl aradığı, kalabalık içinde bulunduğu, kalabalıktan uzak olmadığı bir sırada, bu kalabalıktan ayrılabilmek, yalnız kalabilmek, başkalarının yanından çekilmek, istediği için tek başına durabilmek... Farkında bunun. Yalnızlık zorunlu bir durum olmadığı zaman daha çok hoşlanıyor.
Reklam
Onun yiğitliği, yürekliliği ancak sıkıştığı anlarda kendini gösteriyor. Gerçekten sıkıştığı, tek çıkar yol bu baskıdan kurtulmak için kesin bir adım atmak olduğu zamanlar, kendini toparlıyor, biraz da körü körüne bir yiğitlik göstererek ileri atılıyor. Attığı bu adımdan pişman olmaz, sonradan korkmaz ama, her şey olup bittikten sonra, bu adımı nasıl atabildiğine şaşar. Öylesi, yiğitlik bile sayılmaz ki...
Tabii bunu anlamak o kadar kolay olmamıştı. Anlamaktan sonra gelen bir hal vardı: Kavramak. Anladığının bütün ağırlığını beyninde duymak, elinde, kollarında, damarlarında duymak. Andronikos, inancının gevşekliğini kavradığı zaman gözünü sıkı sıkı yummuş, Tanrım beni yerin dibine geçir, beni şimdi öldür, canımı al, diye yakarmıştı. Yer yarılmamıştı, onu içine çekmemişti. Ölmemişti. Tanrı almamıştı canını. O zaman gözünü açmıştı, bunu sonuna dek yaşamalıyım, acıyı son damlasına dek içmeliyim, demişti. Başkalarına bunu söylemek, başkalarına bunu öğretmek iyiydi. Şimdi kendim de bunu başarabilmeli, utancımı son damlasına dek içebilmeliyim, demişti.

Hacerus

, bir kitap okudu
6/10
·160 syf.·
6 günde okudu
·
2020 36. kitabı
Zülfü Livaneli
8.2/10 · 117,7bin okunma