"İki adam bir
bacadan aşağı iniyorlarmış. Biri temiz, öbürü pişmiş. Haham öğrencilerinden birine dönüp: 'Sence içlerinden hangisi
yıkanmaya gidecek?' diye sormuş. Pis olanı, diye yanıt
vermiş öğrenci. 'Hiç de değil!' demiş haham. 'Temiz olanı.'
Yanında duran arkadaşının pis olduğunu gören adam: O pis olduğuna göre, ben de pis olmalıyım, gidip yıkanmam gerek, diye düşünür. Oysa pis olan, yanındaki arkadaşının temiz olduğunu görerek şöyle düşünür: O temiz olduğuna göre, ben de öyle olmalıyım. Öyleyse yıkanmama gerek yok.'
Bunun üzerine haham konuşmasına şöyle devam etmiş: İki
adam bir bacadan aşağı iniyorlarmış. Biri temiz, öbürü pişmiş. Sence içlerinden hangisi yıkanmaya gidecek? 'Temiz olan,' diye yanıt vermiş öğrencisi, heyecanla. 'Kesinlikle hayır! Pis olanı tabii ki. Ellerinin is içinde kaldığını görüp kendi kendine: Pisim! Gidip yıkanmam gerek, diyecektir. Öte yandan temiz olan, ellerinin temiz olduğunu görüp, kendi kendine şöyle diyecektir: Pis olmadığıma göre, gidip yıkanmama gerek yok...
Sana bir sorum daha olacak, diye sürdürmüş haham. İki adam bir bacadan aşağı iniyorlarmış.
Biri temiz, öbürü pişmiş. Sence içlerinden hangisi yıkanmaya gidecek?' Öğrenci artık anlamış olduğundan emin: 'Temiz ve pis olan!' diye haykırmış. 'Yanlış!' diye bağırmış haham. Anlamadığın şey şu, eğer iki adam bir bacadan iniyorlarsa, birisinin pis, öbürünün ise temiz olması
imkânsızdır. Her ikisinin de pis olmaktan başka şansları
yoktur. Eğer bir soru yanlış sorulursa, tüm yanıtlar yanlış
verilir."