Ne dedik, İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn:(Fatiha /4) “Yalnız sana âbd oluyoruz ve yalnız seni istiyoruz.” Bu duayı yaparken Allah’a bir söz verip, bir vaatte bulunuruz. “İyyâke na’budu”
Sayfa 171·Kitabı okuyor
Kur’ân, Tevrat ve İncillerde geçen hikâyeleri anlatırken Hz. Muhammed dönemi Yahudileri ve cahiliye Araplarının “kendilerine âyetler okunduğu zaman: ‘eskilerin masalları (Kalem: 15; Nahl: 24; Mutaffifîn: 13; Ahkâf: 17; Enâm: 25)’ deyip küçümser tarzda alay edip eğlendiklerini ifadelendirir. Hatta ‘inkâr edenler: ‘Bu (Kur’ân), yalandan başka bir şey değildir. (Muhammed) onu uydurdu, başka bir topluluk (Yahudiler ve başkaları) da kendisine yardım etti’ dediler de kesin bir haksızlığa ve iftirâya vardılar. Dediler: ‘Evvelkilerin masalları, onları yazdırmış, sabah akşam onlar kendisine okunuyor (Furkan: 3-5)’ sözleriyle işi daha da ileri götürüyorlardı. Evet, anlatılanlar eskilerin masallarıydı belki ama unutulan bir nokta vardı. Bunları anlatan peygamberin bunları bilmesine imkân yoktu (Ankebut: 48), çünkü klasik bir ifadeyle O, ümmi idi (A’raf: 157-158). Dahası ‘vahyedilen bilgiler gayb haberlerindendi ve ne peygamber ne de halk, daha önce bunları bilmiyordu (Hûd: 49)’. Dolayısıyla Hz. Muhammed, anlatılanları düzenleyip belli bir metodolojiyle dillendiremezdi. Yani bu kitap, ilahi bir gücün eseri idi.
Sayfa 362
Tevhid üzere yaşamak; bağırıp çağırmak değil, hakkı hikmetle yaşamaktır. Kalp kırmadan, zorbalık etmeden; Allah’ın rızasını insanların onayının önüne koyabilmektir.
1000Kitap