Weininger...Yeni Zelanda'nın, dünyada ilk devlet olarak kadınlara seçme hakkını tanımasından duyduğu rahatsızlığı belirtmekte ve bunun çocukların, zihinsel engellilerin ve canilerin seçim sandığına gitmeleriyle eşit anlama geldiğini savlamaktadır. Kadın eşitliği ile fahişeliğin ve Yahudiliğin utanılacak etkileri arasında bir koşutluk olduğunu savlamakta ve 4. yüzyıldaki tutucu Hristiyanların şu sözünün yanlış olmadığını belirtmektedir: "Kadınla aynı yatağı paylaşmak ahlâksızlıktır."
"Dünyada düalizm, kavranması mümkün olmayan günah olgusunun güdüsü ve ilk bilmecesi olan şeydir. Sonsuz yaşamdan ölümlü yaşama düşüşün, sonsuz zamansızlıktan dünyasal zamanlılığa geçişin anlamı ve amacı, kusursuzluğu ve suçsuzluğu hiç bitmek bilmeyen bir suçluluğa dönüştürmektir."
Ana günah söylencesini Weininger felsefi bir boyuta taşır: "Aslında nesne (madde) hiçbir şey değildir, ancak biçim (form), ona bir varoluş vermek ister." Başka bir deyişle, ancak erkek onu arzularsa kadın var olmaya başlar. Çünkü "Kadın, cinsellikten başka bir şey değildir. Hatta o, sözcüğün tam anlamıyla cinselliğin kendisidir."