OKUMAYA BAŞLIYORUM 📖🖤 ANGOSTA — Héctor Abad Faciolince Elimde tuttuğum bu kitabın kapağına bakıyorum ve içimde tuhaf bir his var. Binaların üzerinde duran o küçük insan siluetleri… Kim bunlar? Nereye bakıyorlar? Neden bu kadar yalnız görünüyorlar? Angosta. Kolombiyalı yazar Héctor Abad Faciolince'nin bu romanını okuyacağım için hem heyecanlıyım hem de hafif tedirginim. Latin Amerika edebiyatının o bildiğim büyülü gerçekçiliğinden farklı bir şey vaat ediyor bu kitap — daha sert, daha politik, daha keskin. Bir şehrin hikâyesi bu. Ama hangi şehir? Adı yok, sınırları var. Ve o sınırlar insanları ikiye bölüyor — içindekiler ve dışındakiler. Bunu okurken kaç kez gerçek hayatı düşüneceğim acaba? 🏙️ Kolombiya edebiyatının bu sessiz devini merak ediyordum uzun zamandır. Livera baskısıyla Türkçe'de önüme geldi — Banu Karakaş'ın çevirisiyle. Hazır mıyım bilmiyorum. Ama başlıyorum. 🖤 Siz bu yazarı tanıyor musunuz? Angosta'yı okuyanlar var mı aramızda? 👇 #Angosta #HéctorAbadFaciolince #OkumayaBaslıyorum #KitapTavsiyesi #LatinAmerikaEdebiyatı #KolombiyaEdebiyatı #Livera #KitapSeverler #Edebiyat #Okuyorum #KitapÖnerisi #Distopya #SiyasiRoman #KitapInstagram #Kitap Héctor Abad Faciolince Banu Karakaş Angosta
1000Kitap
Hector delikanlı adamdı ama kardeşi yüzünden raconu çizdiler. Kendisi cezalandırmalıydı ılık kardeşini.
Reklam
Not
Michael, Giuliano'nun hikayesinden çok sert ve pragmatik bir ders çıkarır: İdealizm zayıflıktır. Giuliano halkına, ideallerine ve dostlarına (Aspanu'ya) duygusal bir güven duyduğu için ölmüştür; sistemi yöneten Don Croce ise tamamen rasyonel ve acımasız olduğu için kazanmıştır. Yani Sicilyalı kitabında Puzo'nun o "ayrı düşünen ve sağ çıkan" zihni, Giuliano'nun trajedisini bir laboratuvar deneyi gibi izleyip buradan kendi liderlik stratejisini çıkaran Michael Corleone ve olayları tarihsel bir perspektifle okuyan Hector Adonis üzerinden kendini gösterir. Puzo, "sistemi duygularla değiştirmeye çalışırsan yok olursun, ancak kuralları soğukkanlılıkla okursan hayatta kalırsın" mesajını bu iki gözlemci üzerinden verir.
Truva
-Hector: Aşk uğruna ölmek istediğini söylüyorsun ama ölüm hakkında hiçbir şey bilmiyorsun, aşkıda tanımıyorsun . -Paris: “Farketmez”
📚 NİSAN AYI OKUDUKLARIM 9 Kitap • 2.222 Sayfa Bazı aylar vardır… okumazsın sadece. Dağılırsın. Değişirsin. Toplanırsın. Nisan benim için tam olarak buydu. Her kitap başka bir yerden yakaladı beni. Kimi vicdanımdan, kimi geçmişimden, kimi de hiç yüzleşmek istemediğim yerlerden… Bu ay içimde iz bırakanlar: — Csutora: Şahsiyetli Bir Köpeğin Hikâyesi | Sándor Márai Sadakat dediğimiz şeyin ne kadar “insanüstü” olabileceğini gösterdi… — Hayfa’nın Kırık Parçaları | Hulud Hamis Coğrafyaların değil, insanların parçalandığını hissettiren bir ağırlık… — Nadir Kopyalar | Patricio Rago Gerçeklik sandığımız şeyin ne kadar kolay kırıldığını fark ettim. — Benzersiz Kızım | Guadalupe Nettel “Normal” olana duyduğumuz takıntıyı yüzüme çarptı. — Toprağın Altında | Baldomero Lillo
1000Kitap
Acı gibi gecenin karanlığı da hepimizi eşitler. Hector Tizon
Reklam
Reklam