Kitabın ilk kısmı, insanlık tarihinin karanlık bir dönemini anlatıyor. Erkeklerin, din adı altında kadınlar üzerinde nasıl bir hâkimiyet kurduğunu, kadınların birey olarak kabul edilmemesinin yanı sıra, kendi bedenleri hakkında en ufak bir söz hakkına bile sahip olmadıklarını gösteriyor. Şifacı kadınların yalnızca şeytanla ilişki kurabildiğine inanılması ve kilisenin insanları akıl ile mantıktan çok korku ve kontrol yoluyla yönetmeye çalışması,insanlık tarihinin en karanlık dönemlerinden biri hâline getiriyor.- bu düzenin sürmesi, egemen kesimin işine geliyordu.-
Bu kitabı bir kadın ve bir sağlık çalışanı olarak okumak, benim için objektif kalmayı zorlaştırdı. İnsanlara yardım ettiği, acılarını hafiflettiği için işkence gören ve yakılarak öldürülen kadınların yaşadıkları, onların yalnızca bedenlerini değil, insanlıklarını da hedef alan bir zulmü gözler önüne seriyor. Kadınların sadece var olmalarının ve topluma fayda sağlamalarının bedelini canlarıyla ödemeleri gerçekten korkunç.
Hâlâ bugün bile kadınların kendi bedenleri üzerindeki kararlarda erkeklerin söz hakkına sahip olduğunu düşünmeleri, belki de geçmişten gelen bağnaz kodların bir yansımasıdır.