Öncelikle şunu söylemeliyim ki kitabı çok sevdim. Beklentisiz başladım kitaba hatta herhalde sevmem kafasıyla okudum diyebilirim. Konusu çok güzeldi bence. Disneyland gibi bir yer var ve oranın sahipleri hakkında oluşuyor konu.
Kitabın ilk 350 sayfasına kesinlikle ve kesinlikle aşık oldum. Rowan... en sevdiğim kurgusal erkek karakterler listesine girdi. Yazarın karakterlerin hayatlarını tozpembe yazmamasını sevdim. Rowan'da Zahra'da hayattan darbe yemiş kişilerdi. Tabi Rowan'ın yaşadıkları daha da kötüydü diyebilirim. Kitap tam olarak Grumpy&Sunshine trope'uydu. Rowan aksi, soğuk, insanlara güvenini yitirmiş, üstüne birçok sorumluluk yüklenmiş milyarder adam, Zahra ise yaşamış olduğu şeylere rağmen hep gülen, iyimser, cıvıl cıvıl biriydi. İkisinin arasında gelişen etkileşim çook güzeldi. Rowan'ın ona karşı olan hisleri çok tatlıydı gerçekten. Şimdi kitapta sevdiğim şeylerden ufakta olsa bahsettim sıra sevmediğim yerlerde djdjjdd Son 100 sayfa beni delirtti diyebilirim.... yani klasik yetişkin romantik kitabında bir dram, kötü olay olması lazım yazarımız bunu son 100 sayfaya saklamış. Yani bana aşırı uzatılmış ve gereksiz olay yaratmış gibi geldi. Daha iyi bir dram yazabilirdi bana kalırsa. VE KESİNLİKLE DAHA KISA. Çok uzatmıştı dramı ve sanki tek suç Rowan'daymış gibi gösterilmişti. Zahra son sayfalarda biraz beynini kullanmayı bıraktı diyebilirim. Bu son 100 sayfaya kadar kitap kesinlikle 10'du. Aslında 8 verecektim ama kurguyu, karakterleri (özellikle Rowan'ı) çok sevdim o yüzden 9 vermek istedim. Dediğim gibi olaylar o kadar uzamasa ve o tatlış sona hemen geçilse direkt 10 verirdim. Ama yine de çok sevdim. Bu arada çevirisi berbattı. Okuduğum en yorucu çevirilerden biri olabilir. Neredeyse komple kitap devrik bir anlatımla çevrilmiş. Çok rahatsız etti beni.