Makedonya lı İskender 1 günde Nasıl Yunan oldu? Yunanistan, antik Makedonya'nın (ve dolayısıyla İskender'in) Helenik miras olduğunu savunuyor. "Makedonya" ismini ve İskender'i kendilerine ait görüyor. 1991'de bağımsızlığını ilan eden Yugoslavya'dan ayrılan cumhuriyet "Makedonya" adını alınca, Yunanistan buna çok tepki gösterdi. "Tarihi mirasımızı çalıyorlar, irredentist (toprak talepli) emelleri var" dediler. Bu yüzden yıllarca uluslararası arenada (BM, NATO, AB) blokaj yaptılar. Sonunda 2018 Prespa Anlaşması'yla ülke adı Kuzey Makedonya oldu. İskender heykelleri vs. de "antik Yunan dönemiyle ilgili" diye etiketlendi. Yani o "1 günde Yunan oldu" esprisi, tam da bu siyasi anlaşmayla modern Makedonların İskender'e (ve antik Makedon mirasına) daha az sahip çıkmak zorunda kalmasından geliyor. Bir nevi "Yunanistan kazandı, İskender resmen Helen ilan edildi" alayı. Tarihsel gerçekte ise İskender ne sadece "Yunan" ne de sadece "Makedon" — o dönemde "Yunan ulusu" diye bugünkü gibi bir kavram yoktu zaten Makedon kimliğiyle yönetiyordu. Günümüz genetiği, dili, siyaseti karıştırınca iş iyice karman çorman oluyor.
1000Kitap
Helen Keller'e bir gün insanin başına gelecek en büyuk felâketin ne olduğunu sormuşlar. Cevabı şu olmuş: Gözleri olduğu halde görememek.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
yazık.. devlet kanalı trtnin paylaşımı şu; x.com/trthaber/status... trtnin haber vidYosunda pkk 33 kişi katletti diyor.. oysa bu sayı dönemin gazetelerinde 35 ( i.hizliresim.com/4td7i1r.png ) , 38 ( i.hizliresim.com/ry2vdho.png ) olarak da yazılıyor.. haydi sayılarda yanlışlık(?) olabilir.. peki, alıntıladığım gönderimdeki neşe öğretmen, babası hasan amca nerede? bunların ne şekilde, neden, hangi tehditlerle şehit edildiğine dair bilgiler nerede? mesela 32 sene önce, 27 ekim 1993te, pkk hakkarinin çukurca ilçesi üzümlü köyünde on askeri şehit etti.. ( i.hizliresim.com/ojop5db.png ) trt -paylaşırsa- bu haberi nasıl paylaşacak? ek olarak, ileti başında paylaştığım vidYoda yer alan kişi, 'şehit gelmiyor, analar ağlamıyor, ee.. rahat bir geçim.. her tarafta gezebiliyoruz, gidemediğimiz yollar vardı, gidemediğimiz dağlar vardı, yaylalar vardı; şimdi istediğimiz yoldan gidebiliyoruz, istediğimiz yaylalara çıkabiliyoruz..' diyor.. ee bu aynı senaryoyu 1. çözüm(?) sürecinde de gördük.. munzurda rafting, şırnak, hakkari yaylalarında piknik diye bizlere bunu gösterdiler.. sonuç? çadır mahkemeleri ile affedilen eli kanlı teröristler.. devamında bölgede silahlanan teröristler.. bölgeyi mayınlayan, tuzaklayan teröristler.. devamında çözüm süreci sırasında bölgede güçlenen ayrılıkçıları temizlemek için verilen yüzlerce şehit.. mesela bu süreç neden anlatılmıyor? mesela tam terör olayları sıfıra inerken neden o.e. a.öcalanın yakalanıp türkiyeye teslim edilmesi devamında gelişen süreç anlatılmıyor? mesela neden şu kitaptaki, Yalanlar ve Gerçekler 'terörle mücadele ve ulusal çıkarlar' başlığı altında yer alanlar anlatılmıyor? (ilgili kısımdan şu incelememde bahsettim;

Grekov Kafkayevski

@Grekov_Kafkayevski
·
+2
neşe öğretmen ve babası..
1972 yılında tekirdağ, şarköyde dünyaya gelen neşe, ilk ve ortaokul eğitimi sonrası kazandığı sinop öğretmen lisesinde eğitim-öğretimine devam eder.. devamında bursa uludağ üniversitesi eğitim fakültesinde sınıf öğretmenliği bölümünü okuyan neşe 1993te mezun olur ve aynı yıl diyarbakırın bismil ilçesinin çavuşlu köyündeki ilkokula öğretmen olarak atanır.. 'bayrağımın dalgalandığı her yere giderim..' diyen 21 yaşındaki neşe öğretmen, ailesinin ve çevresindekilerin diyarbakıra gitmesine soğuk bakmalarına rağmen diyarbakıra, atandığa yere gitmeye karar verir.. kızının kararlılığına karşı çıkmayan babası da kızının bölgede yaşaması muhtemel sorun, sıkıntıları gidermesine yardımcı olmak, kızına destek olmak için kızıyla birlikte kızının atandığı diyarbakırın bismil ilçesinin çavuşlu köyüne gider.. baba, kız bölgenin zorlu iklim şartları ve kısıtlı barınma imkanlarına rağmen bölgede ikamet etmeye başlarlar.. 30 eylül 1993te göreve başlayan neşe öğretmenin göreve başlamasının ilk ayı dolmadan, 26 ekim 1993te, akşam vakti ikamet ettiği evinin kapısı çalınır.. kapıyı çalan/lar, 'açın.. köydeniz.. neşe öğretmene bir şey soracağız..' der.. neşe öğretmen kapıyı açar.. gelenlerin pkklı olduklarını görür.. gelenler neşe öğretmene ve babasına, 'biz kamuoyuna açıklama yapmadık mı? baskıcı t.c.'nin hiçbir öğretmenini, kürdistana, önderliğin emriyle sokmayacağız, demedik mi?' der.. duruma müdahale etmek isteyen neşe öğretmenin babasını pkklılar oracıkta öldürür.. gözleri önünde babası öldürülen neşe öğretmeni hakaretler, küfürler eşliğinde saçlarından çekerek evden çıkaran pkklılar onu köyün dışına götürür.. bölgedeki emniyet güçleri tarafından yapılan saha arama çalışmasında neşe öğretmen göğsünde ve başında onlarca mermi ile köyün dışındaki bir alanda bulunur.. neşe
Japonya Tarihi Kitapları
Çocukluktan varlığını sürdüren Japonya aşkım son birkaç aydır patlak vermiş durumdayken neden tarihini de öğrenmiyorum ki diyerek Chatgpt hazretlerine kitap önermesini istedim. Ben ufaktan Japon tarihini öğrenip en azından okumam gereken kitapları birkaç yıla yayarak okumayı düşünüyorum. En azından seyahat edeceğim zaman bilgisiz olmaz rahat bir şekilde gezerim diye düşünüyorum. Listedeki kitaplar İngilizce haliyle. Elimizin altında Chatgpt var neyse ki çeviri konusunda sıkıntı yaşamıyoruz. Dönemlere ve okuma sırasına göre bir liste bu. Rahatça okuyabilirsiniz yani. Henshall ve Totman ismini son dönemlere kadar göreceksiniz. Özellikle yazdım her dönem için. Okumak isterseniz ilk bu ikilinin kitaplarını okuyup ardından da detaylara geçebilirsiniz. Meraklısına liste: 1. Erken Japonya (Jomon ve Yayoi, M.Ö. 10.000 – M.S. 250) Genel ve sade giriş: Kenneth Henshall – A History of Japan: From Stone Age to Superpower Conrad Totman – Japan: A Cultural, Social, and Political History Joan Piggott – Early Japan: A Cultural History Akademik ve detaylı: 4. Richard Pearson – Japan Before History 5. Koji Mizoguchi – The Archaeology of Japan 6. Keiji Imamura – Prehistoric Japan: New Perspectives on Insular East Asia Başvuru ve referans: 7. Delmer M. Brown (Ed.) – The Cambridge History of Japan, Volume 1: Ancient Japan --------------------------------------------------------------------------------------- 2. Kofun ve Asuka Dönemi (M.S. 250 – 710) Genel ve giriş: 1. Henshall – A History of Japan (Kısa özet) 2. Totman – Japan: A Cultural, Social, and Political History
Kitap Önerisi
Kara mizah film listem ( en iyiler) dr. strangelove or: how i learned to stop worrying and love the bomb (1964, stanley kubrick)***** soğuk savaş paranoyasını, nükleer savaşın saçmalığını ve politik liderlerin kibirini hicveden kara mizah klasiği. peter sellers üç farklı rolde olağanüstü bir performans sergiliyor. kara mizahın sinema tarihindeki mihenk taşlarından. harold and maude (1971, hal ashby)** ölümle kafayı bozmuş genç harold ile yaşam enerjisi dolu yaşlı maude'un sıra dışı aşk hikayesi. kara mizahı romantizmle harmanlayan bu film, tuhaflığın sıcak bir şefkatle birleştiği nadir örneklerden. the cook, the thief, his wife & her lover (1989, peter greenaway)*** bir restoranda geçen, şiddet, ihanet ve grotesk intikam hikayesi. tabloları andıran sahne düzeni, abartılı kostümleri ve helen mirren'in güçlü oyunculuğuyla, kara mizahı sanat sinemasının doruğuna taşıyor. heathers (1989, michael lehmann)**** lise kültürünün yüzeysel rekabetlerini ve acımasızlığını, intihar ve cinayetlerle dolu kara mizahi bir parodiye dönüştürüyor. winona ryder ve christian slater ikilisi, amerikan “teen movie” kalıplarını ters yüz ediyor. happiness (1998, todd solondz)*** amerikan banliyösünün steril görüntüsünün altında gizlenen sapkınlıkları, yalnızlıkları ve bastırılmış arzuları rahatsız edici bir kara mizah diliyle ortaya döküyor. seyirciyi gülümsetirken huzursuz bırakıyor. in the company of men(1997, neil labute) iki beyaz yakalı erkeğin, saf bir kadını duygusal manipülasyonla “oyun”a dönüştürmesi üzerine kurulu, acımasız ve soğuk bir kara mizah örneği. insan doğasının acımasızlığına rahatsız edici bir ayna tutuyor. american psycho(2000, mary harron)**** kapitalizmin açgözlülüğünü ve wall street'in yüzeyselliğini, psikopat patrick bateman üzerinden kara mizahla hicvediyor.
Büyük İskender Şark ve Garp kültürlerini birleştirmek bu iki dünyanın en iyi taraflarını alarak, yeni, büyük ve birleşik, fakat hellenleştirilmiş bir âlem yaratmak istiyordu. Alman tarihçisi Droysen bu sebepten İskender'den sonraki Yunan tarihine haklı olarak Hellenismus adını koydu. Bu Şarkı helenleştirme hareketi idi. Fakat bu iki dünya insanları arasında duyuş, görüş ve dünyayı anlayış o kadar başka idi ki ikisini birleştirmek imkânsızdı. Esasen helenler bu işe razı olmamış ve her fırsatta İskender'e bunu hissettirmişlerdir. İran elbiseleri giyen Büyük İskender İran örf ve âdetini de tatbik ediyor, İranlılara eteğini öptürüyordu. İskender'in bu hareketlerini Helenli arkadaşları ve dostları esefle karşılıyor ve nefretlerini de ifade etmekten geri durmuyorlardı. Filvaki başlangıçta milâttan evvel IV. yüzyılın sonunda ve III. yüzyıl boyunca Suriye ve Anadolu'nun hattâ İran ve arkasının Helen kültürüne bağlandığını, Yunan kültür ve sanatının Hindistan'a kadar yayıldığını ve bu tesirin milâttan sonra VII. VIII., yüzyıllara kadar Asya'nın bir çok yerlerinde devam edip gittiğini müşahede ediyoruz. Fakat Şarkın helenize edilmesi yanında Garbin de şarklılaşması hadisesinin yavaş yavaş sessiz ve gürültüsüz başlamış olduğunu görüyoruz. O günkü yunanlılar bunun farkında bile değillerdi. Çünkü dış görünüşte üstün gözüken, siyasi idareyi ve hâkimiyeti elinde bulunduran Helen kuvvetleri idi. Hellenismus devrindeki Garp üstünlüğü milâttan önce VIII. ve IX. yüzyıllardaki Şark üstünlüğüne benzer. O zaman Doğu âlemi Batı âlemine hocalık ediyordu. Fakat sonunda, yukarıda söylediğimiz gibi, çırak ustasını yendi. Hellenismus devrinde ise Garp öğretmenlik isteği ile Şarka gitti. Fakat onun sihirli kucağı içinde kendisini esir buldu. Garp Şarkın en kuytu yerlerine girmiş bir çok tesirler
Tarih