Bütün kadın hastalarına böyle kaba mı davranıyorsun?" Sesim zindanımın boş odasında yankılanıyordu. "Omzundaki yarayı tedavi etmek için LANET MEMELERİNİ ortaya çıkarmana gerek yoktu!" diye bağırdım yüzüne. İnledi ve altına işedi. "L-l-l-lütfen, Kronos'un şerefi üzerine yemin ederim, bunu bir daha yapmayacağım," dedi. Korkudan titrerken Hermes Hanedanı'nın balığı beyaz ceketinin cebinde parlıyordu. "Bana zarar verme," diye yalvardı. "O sadece bir Olimpos melezi. Önemli yok, haberi bile yok. Önemli bir şey değildi. Sadece memelerini görmek istemiştim. Sadece bir anlığına. Çok az Spartalı kadın var," diye geveledi. Safra tadı alıyordum. Onu durdurmak için orada olmasaydık neler yapabileceğini düşündüm. Helen'e de neler yapabileceğini. Genellikle tüm hanedanlarla yakın çalışan, son derece saygın bir doktordu. "Kronos aşkına, lütfen," diye yalvardı, gözyaşları yüzünden akıyordu. "Önemli bir şey değildi. Onun bir önemi yok." "Kronos seni kurtarmayacak," dedim karanlık bir sesle. "Senin gibi pis, şerefsiz sapıkları umursamaz." Güçlerimi harekete geçirdiğimde göğsümde bir acı hissettim. Daha çok mücadele etmeye, çığlık atmaya başladı. Biri bana yardım etsin! Lütfen! Çenesini kabaca kavradım ve başını geriye doğru çekerek gözlerinin içine baktım. "Sana bir sır vereceğim," dedim, sesim düz ve soğuktu. "Alexis Hert hayal edebileceğinden çok daha önemli ve benim korumam altında. Bunun ne anlama geldiğini biliyor musun? Benim olan birine zarar verdin."
Sayfa 337 - Augustus der geçeriz. Kharondan sonra fav crush·Kitabı okudu
Toplumun Koşullarına Rağmen Başarılar ve Diğer Figürlerle Kıyas
Bu işi daha ilginç kılan, bu başarının ortaya çıktığı toplum koşularıdır. Toplumda neredeyse hiçbir tabanı ve beklentisi olmayan muazzam başarılar, yüksek bir sosyal dirence rağmen başarılmıştır. Aslında çok başarılı insanlar, genelde rüzgârın zıddına yüzmemişlerdir. Nisan ayında bazen kar yağar ama bu kar tutmaz. Her filozof, çağının çocuğudur. Zahiren çağına en zıt görünen filozoflarda dahi bu olgu görülür. Kapitalizmin başdüşmanı Marks, rüzgârın ne kadar zıddına yazılıyor görünse de kapitalizmin oluşturduğu Aydınlanma Felsefesi'nin ilkeleri ile düşünürdü. Onlar gibi progresif (ilerlemeci) bir tarih anlayışına inanırdı. Aydınlanmacı iyimserlik diye bilinen tavra, tamamı ile sahipti. Bu yüzden komünizm hayalini, "ilerleme" nin son mertebesi olarak oldukça "iyimser" bir tasvirle ele almıştı. Marks gibi aykırı görünen bir filozof dahi böyleyken... Ya diğerlerini ele alsak? Örneğin, yükselen iktisadi kuramların güçlenen burjuvazi ile bağıntısını düşünsek? Ya da "Voltaire Hristiyanlığa saldırırken halkı mı değiştiriyordu, yoksa halkın bir kesiminin sözcüsü konumunda mıydı?" sorusunu sorsak? Çok az toplumsal önderin, topluma gerçekten önderlik ettiğini söylemek zor değildir. Onların çoğu, gerçekte toplumu değiştirmezler. Çoğu filozof aslında taleplerini dile getirmekte toplumun megafonu olur. Onlar toplumların hedeflerine ulaşmalarında bindikleri atlar, ellerinde taşıdıkları bayraklar olurlar. Toplumlar bu yüzden bir kuşakta değişmezler. Toplumsal devinim fark edilmeyecek yavaşlıkta gerçekleşir. Sert devrimler bile bu yavaş devinimin patlama noktalarından ibarettir. Oysa Hz. Muhammed'in (s.a.v.) öyküsü, bu bağlamda oldukça farklıdır. Leone Catani: "Koca bir kavmi, on sene gibi az bir müddet zarfında nasıl olup da bu kadar derin bir surette sarsmak ve bütün bir dünyayı
Sayfa 399 - İnsan Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Evet, Cenap Bey yüzünden. Onu suçluyordu Edip. 'Şiir yazardı ama öküzün tekiydi' derdi babası için. 'Duyarsız bir adamdı, asıl şair annem olmalıymış. Dalgalı saçları, kederli ama insanı derinden yakalayan gözleriyle, tıpkı Truvalı Helen gibiydi.' Zaten Çanakkaleliymiş Hale Hanım." Bir an sustu. "Özür dilerim, Truvalı Helen'in kim olduğunu biliyorsunuz değil mi?" "İlk güzelük yarışmasında üç tanrıça arasında kalan zavallı Paris'e, Afrodit'in, kendisini seçmesi karşılığında sunduğu dünyanın en çekici kadını olan Truvalı Helen'den mi bahsediyorsunuz?"
Sayfa 23·Kitabı okudu
1000Kitap
Hindistan kültürünün Orta Asya'nın uzak bölgelerine Çin'e, Japonya'ya ve özellikle Güneydoğu Asya'ya geçişi Hindistan tarihinin hatta insanlık tarihinin en önemli başarılarından biridir. Diğer büyük medeniyetlerin hiçbiri -hatta Helen uygarlığı bile- askeri fetihler olmadan benzer bir başarıyı gerçekleştirememişlerdir.
Sayfa 19·Kitabı okudu
Geçmişte sevmiş olsam bile, o sevgi uçup gitti. Demek ki bir süre ona konuk olmuş yüreğim, Ama o yürek şimdi yuvaya, Helen'e döndü Ve kalacak orada sonsuza kadar.
Sayfa 50 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Bir defasında, 800 lise öğrencisinin katıldığı bir toplantıda Heck' e şu soru sorulmuş: "Eğer bazı Yahudileri, belki de Bayan Waterford'u vurmanız emredilseydi vurur muydunuz?" Seyirciler nefeslerini tutmuşlar. Heck yutkunup "Evet. Emirlere uyardım. Yapardım," demiş. Daha sonra Helen'den özür dileyip niyetinin onu üzmek olmadığını söylemiş. Helen ise "O şekilde cevap vermene sevindim. Aksi takdirde bir daha asla söylediğin hiçbir şeye inanmazdım," demiş.