"Başları yerde, yüzleri kederli ve umutsuz. Eğik başlar kımıldamıyor, hiçbir yöne bakmıyorlar. Havada utanç gibi bir şey var. Başlarını kaldırsalar birbirlerinin yüzüne bakacaklar diye ödleri kopuyor."
"Bütün canı, hayatiyeti, kini, sevgisi, korkusu, gücü kocaman gözlerine toplanmış. Gözlerinde arada bir, iğne ucu gibi bir pırıltı yanar söner. Keskin, batan bir pırıltıdır bu! Bu pırıltıdan korkulur. Korkunçtur. Parçalamaya, atılmaya hazırlanmış kaplanın gözlerinde de aynı pırıltı yanar söner mutlak. Bu nereden gelir? Belki yaradılıştadır. En doğrusu çekilen işkencede, dertte, beladadır."