Açık UfukHeidegger'in Kulübesine Yolculukİbrahim Kalın
İlk söylemem gereken o kadar güzel söz, bilgi, tefekkür durumu oluşturan bu çok değerli kitapta özendiğim en değerli şey, saygıdeğer hocam Kalın’ın Tanzanya’dan getirttiği ve yaptırdığı Abanoz Tespih oldu :) Hemen kendime de bir abanoz tespih yaptırmak istedim. Müzisyen olduğum için ayrıca abanoz ağacına merakım olduğundan ve hocamın da böyle özel bir tespihi olduğunu öğrendiğimde bende yaptırmalıyım diye düşündüm :) Yine okuduğum için içimin huzurla dolduğu, bol bol not aldığım, yeni okumam gereken kitaplara vakıf olduğum bir eser oldu. Şimdi zor olan kısım İbrahim Kalın’ın diğer kitaplarından hangisiyle devam etmem gerektiği durumu ki tüm kitapları kütüphanem de mevcuttur. Oxford yayınlarından çıkan ingilizce “Mulla Sadra” ve “ Knowledge in Later Islamic Philosophy“ kitaplarını edineceğim kısmet olursa. Anlatsam uzun uzun bitmez o yüzden okumanızı tavsiye ederim. Bu kitabı okuduktan sonra hocamın kaynaklarda belirttiği kitaplardan okuma listesine koyduğum diğer kitapları da yazıyorum;
1- Bernal Martin, Black Athena
2- Güler, Ara. Aphrodisias Çığlığı.
3- Heidegger, Martin. An Introduction to Metaphysics.
4- Mulla Sadra. Ibrahim Kalin, Oxford.
5- Molla Sadra, El-Hikmetü’l-müte’aliye c.1.
6- Sartre, Jean Paul. L’existentialisme est un humanisme.
Her büyük düşünce usulde sade ve sakin, esasta radikal ve devrimcidir. Usul ile esas, dinginlik ve derinlik ile devrimci ruh arasında denge kurabilen düşünceler gerçek tefekkür yolunda mesafe alır ve tarihe mal olurlar. Gerisi entellektüel kurnazlık ve şöhret seviyesinden öteye geçemez. 
Daha yola bile çıkmadan menzile ulaştığını sananlar en baştan yolunu kaybetmiş olanlardır. Adım atmayı öğrenmeden uçabileceğini zannedenler ne yerden ne de gökten haberdardır. Kuş gibi uçmak isteyen ama fil gibi yiyip yere çakılıp kalanlar kahpe felek deyip ağlayıp sızlayabilir ama alemin düzeni bellidir. Yol seni adam etmeden sen yola düzen vermeye kalkarsan ortada ne yol kalır ne de sen. Yolun insanı ve insanın yolu ortadan kalktığında çorak ülke her şeyi kasıp kavurmuş demektir. 
Zira her şeyin alelade ve uluorta konuşulduğu bir çağda aslında kıymeti haiz hiçbir şey konuşulmuyor demektir. Lafügüzaf, lakırdı, gevezelik ve gürültü, derin ve yüksek düşüncenin yerini alamaz.