Mahmut HELLİ

Düşüncenin en saf ve yoğun haline ulaştığınız da bilim, felsefe, sanat, ilahiyat ve İrfani tefekkür arasındaki sınırlar ortadan kalkar. 
Sayfa 249·Kitabı okudu
Reklam
Hans-Georg Gadamer’e yöneltir. Gadamer ince bir tebessümle şu cevabı verir: “Şunu anlamamız lazım: Heidegger nesline mensup bir bilim insanı, bir felsefenin ilgili metinlerini orjinal dilinde okuma ve anlama imkânına sahip değilse o felsefe hakkında yazılı olarak bir görüş beyan etme konusunda son derece çekimser davranır.”
Sayfa 237·Kitabı okudu
Heraklit’in mesajı açıktır. Eğer “tanrıları” (aşkın hakikati), aydınlanmayı, bilgi ve hikmeti, kendinizi arıyorsanız ona en sıradan görünen yerlerde, anlarda, bir ağacın gölgesinde, bir kuzunun lemesinde, dalgaların sesinde, bir sobanın başında yahut taze ekmek kokusunda bulabilirsiniz. Nesnelere, şeylere, kendi egonuza değil, Varlık’ın açık alanına, ışığına ve hakikatine odaklanırsanız ahlak her yerde ve her anda sizinle var olan bir hale, duruşa, duyuşa ve bilince dönüşür.
Sayfa 231·Kitabı okudu
Şair, Varlık’ın özünde şiirleştirilecek olan şeyi bulup sunan kişidir. Düşünür, düşünceyi zihninde uydurmaz, icat etmez, yoktan var etmez. Varlığın açık alanında ortaya çıkan hakikatin çağrısına cevap vererek düşüncesini inşa eder. Şair de şiirsel olanı varlığın ortaya çıkış halinden alır ve onu bize şiir olarak takdim eder.
Sayfa 222·Kitabı okudu
İnsanın özündeki imkân ve ihtimalleri arasında en kesin olan gerçek, ölümdür. Varlığımızın anlamını ancak ölümle birlikte düşündüğümüz zaman tam olarak ortaya çıkarabiliriz. İnsan, ölüme doğru olan varlıktır. 
Sayfa 213·Kitabı okudu
Reklam