Düşüncenin duygusu, onun ufkudur. Bir başka ifadeyle bizi taşıdığı yerdir. Farabi’yi okuduğunuzda vardığınız yer ile Hegeli okuduğunuzda ulaştığınız yer aynı değildir. Kadim yunan düşüncesinin size sunduğu ufuk, Hint metafiziğinden farklıdır. Fark, spesifik felsefi, bilimsel, dini ve estetik tezlerin ötesinde düşüncenin taşıdığı duygu ile alakalıdır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sanatın düşünce üzerinde başka etkileri de vardır. Bir sanat eseri ile vakit geçirmek belli bir zihinsel disiplin, yoğunlaşma ve dikkat gerektirir. Topkapı Sarayı’nın iç içe geçmiş avlularında gezmek, Selimiye Camii’nin kubbesinin altında kıyama durmak, Monet‘in Nilüferler tablosuna bakmak, Bach’ın Goldberg Çeşitlemeleri’ni yahut Ara Güler’in İstanbul fotoğraflarını tecrübe edebilmek için doğru bir zihin ve ruh hali içinde olmak gerekir. Burada kast ettiğim sanat tarihi hakkında bilgi sahip olmak değildir; isteyen, eser hakkında araştırma yapabilir, bilgi toplayabilir. Bunlar bir eseri daha iyi tecrübe etmemize elbette katkı sağlar. Fakat bize lazım olan uzman bilgisinden ziyade, açık bir zihnin ilgisi ve zevk-i selim sahibi bir kalbin rabıtasıdır.
Düşünce,  hayal gücünü sağlam bir zemine oturtur. Bu yüzden hayal gücünü kullanan her sanatçı aynı zamanda bir düşünürdür. Fikir olmadan resim yahut şiir alanında bir sanat eseri üretmek mümkün değildir. Aynı şekilde hayal gücü olmadan felsefe ve bilim yapmak da mümkün değildir. Bu manada her düşünür, aynı zamanda bir fikir sanatçısı olmak durumundadır. Koca Sinan‘ın mimari dehası ile Einstein’ın matematiksel sezgisi arasında yakın bir bağı vardır. Dede Efendi’nin müzik zekası ile Van Gogh’un ışığı ve renkleri kavrayışı arasında bir aile bağı vardır.
Düşünmek yola çıkmaktır. Herhangi bir yola değil, bizi hakikate götürecek yola koyulmaktır. Düşünmek, eflatun’un mağarası ndan çıkmak için ayağa kalkmaktır. Duvara yansıyan gölgelerin hakikatin kendisi değil, sadece gölgesi olduğunun farkına vararak ışığın kaynağına yönelmektir. Düşünmek, ayağa kalktığınızda sizi müstehzi bir şekilde bakanlara aldırmadan kapıya doğru yürümektir. Ayağınıza vurulmuş zincirlerden kurtulmak için önce zihninize vurulmuş prangalardan kurtulmaktır. “Mağaradan çıkanı vururuz.” Diyenlere aldırmadan aklının ve vicdanının sesine kulak vermektir. Düşünmek tehlikeli ve çileli bir iştir.