Mahmut HELLİ

Tefekkür, varlığı ve kendimizi bilerek bulmayı amaçlar ve araçsal ve faydacı varsayımların ötesinde bir çabayı gerektirir. Hızlı okuma yöntemlerinin bilgi ve hikmet sahibi olmaya katkısı ne kadarsa, düşünce teknikleri piyasasının insanı iyiye, doğruya, güzele ulaştırma imkanı da o kadardır. Tefekkür, bir yolculuğa çıkmaktır. Kolay ve zor taraflarıyla; yamaçları, uçurumları ve vadileriyle zorlu ama sahip bir yolun eri olmaktır. 
Sayfa 30·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Popüler yayınlarda sıkça karşımıza çıkan düşünme teknikleri, kişisel gelişim, meditasyon gibi konular, tefekkürün gerçek mahiyetinden ne kadar uzaklaştığımızın örnekleri arasında yer alıyor. Tefekkürü, varlığın sırlarını keşfetme süreci olmaktan çıkartıp araçsallaştıran yaklaşımlar, gerçekliğin sığ ve sınırlı bir tasvirini sunmanın ötesine geçemezler. Elindeki 30 santimlik cetvelin tek ölçme aleti olduğuna inanan ve bunun dışındaki varlıkları görmeyen birinin, 50 yahut 500 santimlik cisimleri algılaması elbette mümkün değildir. Varlığı, elimizdeki ölçüm aletlerini indirgemek ve ötesini inkar etmek, hakikati ve kendimize yapabileceğimiz en büyük haksızlıktır.
Sayfa 29·Kitabı okudu
Hap kültürü, her soruna çözüm üretir. Din, tarih, kültür, siyaset, sanat, felsefe birer hap halinde sunulabilir şekle sokulur. Yarım saatte Hegel, 15 dakikada Budizm, 10 dakikada İslam gibi ürünler takdim edilir. Bunun zamandan tasarruf etme meselesi olmadığı aşikar olsa gerektir. Modern bilimlerin ve ilaç endüstrisinin bedensel ve Ruhi her şeye bir hap üretbildiği varsayımı, zihin ve kültür hayatımıza o kadar derinden nüfuz etmiş durumda ki varlığı ve hayata ilişkin en temel meseleleri dahi bir hap gibi alıp çözebileceğimizi sanıyoruz.
Sayfa 29·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce
Büyük varlık dairesi içinde mühendislik formüllerine uymayan her şeyi anlamsız, gereksiz, verimsiz yahut faydasız diye reddetmek, ontolojik ve epistemik fakirliğe çıkartılmış bir davetiyedir. Matematik ve mühendislik de dahil olmak üzere her şeyi ait olduğu yere koymak sahih düşünmenin birinci şartıdır.
Sayfa 29·Kitabı okudu
Zira insan, tanımı gereği yer yurt sahibi olmayı ve bir yere ait olmayı ister. Bir yere ait olmayanın herkesin mülkü olması kaçınılmazdır. Düşünmek, insanın ait olduğu yeri bulma çabasıdır.
Sayfa 28·Kitabı okudu