Tevhit, tüm ikilikleri aşarak vahdet deryasına ve birlik vadisine ulaşmaktır. İkilikleri aşmadan tevhide ulaşmak mümkün değildir. Bu vahdet vadisinde asıl ve mutlak olan iyidir; kötülük, iyiliğin olmadığı yerde ortaya çıkan arızi bir durumdur. Asıl ve esas olan aydınlıktır, karanlık ışığın olmadığı yerde ortaya çıkan arızi bir haldir. Esas olan doğrudur, yanlışlık doğrudan saptığımız zaman aklımıza ve irademize musallat olan bir arazdır.
Varlıklar "mübah"tır yani nötrdür, tarafsızdır. Yağmur kendi zatında iyi ya da kötü değildir. Yağmadığında kuraklık olur, çok yağdığında sel olur, kıvamında yağdığında hayat olur.
İbn Arabi "Akıl haddir, sınırlamadır." diyor. Had, tanım demektir, tanımlama yapmaktır. Her tanımalama bir sınırlamadır çünkü bir çerçeve çizer. "Bu, budur." dediğinizde aynı zamanda "Bu, bu değildir." demiş oluyorsunuz. Yani bu, mantıktaki "A, A'dır. Dolayısıyla A,B değildir." kuralının bir uygulamasıdır. "Bu bir bardaktır." dediğimizde bunun aynı zamanda bir top olmadığını söylemiş oluyorsunuz. Üçüncü halin imkansızlığı... Bu, temel bir mantık kuralıdır.