Türkçede konuşmak kelimesi "karşılıklı kon-mak"tan gelir, gelip bir telin, bir dalın üzerine konmaktan... Kon-duğunuz zaman konuşmaya başlıyorsunuz. Yani aynı göz hizasında birbirinize "konşu" oluyorsunuz. Komşu da oradan geliyor; "konan" kişi demek. Kuşlar gibi gelip konuyorsunuz ve birbirinizle konuşmaya başlıyorsunuz. Ben geldim kondum, sen geldin kondun. Kondun ve bir birbirimize komşu olduk. Ve bir sohbet, bir konuşma, bir muhavere, bir mükaleme akmaya başladı.
Kadim Yunan filozoflarının çoğu yazmadı. Daha ziyade konuştular, anlattılar. Mesela Sokrates hiç yazmadı. Öğrencisi Eflatun onun söylediklerini kaleme aldı. Eflatun'un ilk dönem diyaloglarının tamamı Sokrates'in sohbetlerinin kayda geçirilmiş halidir.
Kesbetmek, insanın kendi eliyle, gayretiyle, çabasıyla bir şey ortaya çıkarması; vehbi olan ise ona verilen demektir. İşte bu ikisi buluştuğu zaman ortaya büyük eserler çıkıyor. Kesb olmadan vehb olmuyor, vehbin gelmesi için de kesbin olması gerekiyor. İkisi bir arada olacak.