Kambur, 92 sayfalık bir kaos.
Yazarın, kafasının içindekileri sayfalara taşıması bilinç akışı gibi daha çok. Sanki kelimelerin üzerinde bir saniye bile düşünmemiş, aklına geleni olduğu gibi yazmış. Bu sebepten olabildiğine kaotik bir kitap. İçinde altı çizilesi, üstüne düşünülesi pek çok da alıntı var. Bir de belki alakasız gelecek ama bana yeraltından notları anımsattı yer yer.
7/10
"İki arkadaşım ve ben bir patikada yürüyorduk. Güneş batıyordu. Gökyüzü aniden kan kırmızısına dönüştü. Bitkin düştüğüm için durakladım ve bir çite yaslandım. Mavi-siyah fiyortun ve şehrin üzerinde ateşin dilleri ve kan vardı. Arkadaşlarım yürümeye devam ettiler bense korku içinde titreyerek orada kaldım ve doğanın içinden gelen sonsuz bir çığlık duydum..."