Niçin bu yeryüzünde istemediği şeyleri yapmak zorunda kalmış, niçin yapmak istediklerini yapamamıştı? Ustam bunları, en kalın çizgili sözlerle, en yalın biçimde anlatmıştı. “Biz insanlar,” demişti, “hepimiz, her hücremizden görünmez milyarlarca iplikle topluma bağlıyız, toplumun bir katına bağlıyız,” demişti, “bizi o iplerin yönettiğini bilmediğimizden, özgürüz, bağımsız sanırız kendimizi,” demişti. “Sen bağımsız olaydın hiç o suçları işler miydin; özgür olaydın hiç Tophaneli İlhami’yi vurur muydun? demişti. “Öyleyse…” demişti…
Hep istemediği şeyleri yapmak zorunda bırakılmıştı. Neydi bu başına gelenler? Neden böyle olmuştu, oluyordu? Niçin isteğince yaşayamıyordu? İlk kez kafasını kurcalayan, sonraları da boyuna beynini oyacak olan bu soruları sorup öğreneceği, ona ışık tutup yol gösterecek biri olsaydı; bu yeryüzünde içini dökebileceği, güvenebileceği bitek kişi olsun bulunabilseydi!..