Seyr-ü Temâşa
Hayat bir ispat çabası kime neyi ispat etmek istediğine göre şekil alıyor Kul ile hemhal olup kula kendini ispat etmeye çalıştığında kül oluyorsun Onun da bir yaradanı olduğunu gördüğünde ise İspata gerek kalmadığını biliyorsun Gayb biraz da böyle inanç,fıtrat ve yaradılışın gözle görülenden daha başka bir âlem-i cüdada seyrü temâşa olması…
Hayata Dair
Vaktiyle geride bıraktığını sandığın bir meselenin , hiç ummadığın bir anda kalbinin en tenha köşesinden başını kaldırıp sana yeniden bakması ne tuhaf… Hani çözümlediğini , aştığını, artık zihninde dahi yer etmediğini sanırsın ya; meğer sadece üzerini bir müddetliğine örtmüşsün, o ise sükûtla beklemiş, gizlice büyümüş, en kırılgan ânında usulca hatırana sokulmak için vaktini kollamış. İnsan bazen kendi iç âleminden habersiz yaşar ; sanır ki bir hissin üstünü kelimelerle örttüğünde, o his artık hükmünü yitirir. Hâlbuki hakikat, derûnunda mayalanan, dillendirilmese de varlığını sürdüren bir sükûttur çoğu zaman. Zaman ilerlese de, kalpte yer eden bazı dertler hiç kımıldamadan orada kalır; zira mesafeyle değil, yüzleşmeyle silinir insanın yükü. Eğer bir yara, yıllar sonra bile sana “Ben hâlâ buradayım” diyebiliyorsa, ne tam bir vedâ yaşanmış demektir, ne de hakikî bir şifâ… Zannettiğin kadar ilerleyememiş, belki de bir arpa boyu bile yol alamamışsındır.Lâkin bu fark ediş, azap değil ; bilâkis, insana kendiyle hemhâl olma imkânı sunan ince bir uyanıştır. Çünkü insan, kendine dönebildiği nisbette sükûnet bulur; kaçmadan bakabildiği her şeyde biraz daha hafifler. Belki de meseleleri tamamen çözmek değil, onlarla nezâketle yan yana durmayı öğrenmektir asıl kemâl. Ve işte bu idrak , kalpte mahzun ama derin bir tebessüm bırakır: çünkü içimizde neyi taşıdığımızı bilmek, kendimizi bilmenin en latîf merhalesidir.
Duygu ve Düşünce
Reklam
-SEÇİMLERİN GÜCÜ-
Bilgili, görgülü, bilinçli, ahlaklı, duyarlı, inançlı birine rastlarsan; bilgin, görgün, bilincin, ahlâkın artar. Cahil, kibirli, ahlâksız birine rastlarsan; cehaletin, kibrin, ahlâksızlığın artar. Birlikte yürüdüğün insanlarla hemhal olur sonra bir hâl ölürsün.
Duygu ve Düşünce
Selma Rıza - Uhuvvet
Arka kapak yazısını okuduğum zaman muhakkak okumam gerekiyor dedim ve bugün itibariyle başladım, daha önce Mai ve Siyah kitabının da YKY tarafından eski Türkçe ağırlıklı çevirisi ile okumuş bir hayli zorlanmıştım daha sonra günümüz Türkçesi ile başka bir çeviri ile daha rahat okudum ama yine de eski kelimelerin olduğu kitapları da o zorluğu yaşayarak okumayı çok severim; bunu Ulysses'i sözlüğü ile birlikte Nevzat Erkmen çevirisi ile de yaşamıştım ve Niteliksiz Adam'ın 4 cildinin Sami Türk çevirisiyle de. Ahmet Celal 'in Niteliksiz Adam'ın ilk ikisinin çevirisi ise muazzam ama diğerinde de eski kelimelere biraz daha hakim olmaya da başladım, bu nedenle bu tarz kitapları ilk okuduğum zaman eski kelimelerle hemhal olup ikinci okuyuş ile de kitabın konusuna odaklanıp yazar ile daha iyi anlaşmaya başlıyorum, Selma Rıza'in bir Türk kadını tarafından yazılan ilk Roman olan Uhuvvet ilk sayfalarda oldukça zorluk yaşarsa da sayfalar ilerledikçe eski kelimeleri cümlelerin anlamını kavrayacak şekilde biraz daha hakim olmayı başarabiliyorsunuz, kitabı yarıladım; yordu ama harika, ileride tabii ki dipnotlara bakmadan daha güncel bir şekilde çıkarsa daha fazla okuyucuya ulaşabilecek harika bir eser olduğunu anlamamak mümkün değil, bu haliyle de okumamızi sağlayan emeği geçen herkese tek tek teşekkür etmek isterdim, hemcinlerim gibi karşıcinsin fe okuyup geçmişten ders alıp günümüzde kadın erkek eşitliğine hep birlikte destek olmamız gerektiğini gözler önüne seren bir nevi tarihi bir roman da diyebiliriz Uhuvvet için, bir kadın ne kadar eğitimli olursa ne kadar yol arkadaşı olarak yürürse erkekle birlikte dünya o kadar gelişir ve medeniyet olur, bir kadın cariye gibi görülürse orada bedbahtlıktan cahillikten başka hiçbir şey olmaz; bu nedenle etrafında bana kul köle olan kadınlar çok
Tevafukar zincirinin bir halkası olmak..
Tevafuk bir oluştur aslında, hayatın içinde bizim yaşadıklarımızın soyut bir anlamıdır. Ve hemhal olduğumuz her insan tevafuklar zincirinin bir halkasıdır. Ve her halka çok değerlidir, kimi bize şifadır kimi yaradır ama hepsi bizi biz yapar.
Duygu ve Düşünce
Nefes Almaya Yalvarıyor Satırlar
Bir kabartı ile yazıyorum-sevmedim ki satırları. Horlandığımız güzellere ilişmiş ayracım. Mübarek zamanlar hızlı hızlı bitiyor Ve devamında, parlar mı ki ışıklar diyor. Ne münasebet ki Allah'sız dayanabiliyorlar, Sevmeyi ten temasına sığdırabiliyorlar. Sayesinde birkaç saniyenin Gün ve akşamımız yeşerdi. Sazlığında köyümün kurumuş göllerinde, kelebekler gezerdi- hüznümüzü ezerdi. Rüzgarlar bize seciyesinde hemhal biz de ona. Sendelediğimiz her basamakta birileri izlerdi. Öze bir reddiye vardı ki büyük bir küstahlık. Hamisiz bir ruhtu insanoğlu, çağ da bu kadar düşerdi. Maddeselmiş güya sevdam, güven vermezmişim. İnanç bana olamazmış, sağa sola esermişim. Ayrılmak gerekirmiş ve dahi hiç buluşmadan, Bir şiir olmak gerekirmiş sanki pis bir muşambadan. Güneş bize yansımıyor olsa gözler belki görürdü. Bu kalp denilen alet pişmanlıktan ölürdü.
Şiir
Reklam
Reklam