Kendine dön ve gör. Henüz kendini güzel görmüyorsan, heykelini yontanın yaptığını yap. Heykeltıraş güzel olması gereken taşın fazlalıklarını atar, heykele güzel bir yüz verene dek onun bir yanını kazır, bir yanını düzleyip parlatır. Aynı şekilde sen de fazlalıklarını at, eğrini doğrult, karanlığını arıtıp aydınlat ve heykelini yontmayı bırakma. Ta ki erdemin tanrısal parıltısı sende parlayana, ölçülülüğün kutsal kaidesinde yükseldiğini görene dek. Eğer bu olduysan ve bunu gördüysen, arınıp kendinle hemhal olduysan, bu şekilde bir olmana bir engel ve içinde seninle karışmış başka bir şey kalmamış dernektir. Artık bütünüyle kendin, yalnızca hakiki ışıksındır. Büyüklükle ölçülmeyen, şekille daraltılmayan, büyüklüğü sonsuzca artmayan, ancak her yönde ölçüsüz olmakla birlikte her ölçüden büyük ve her nicelikten üstün olan. İşte böyle olduğunu görürsen artık görüş olmuşsundur. Kendine güvenebilirsin. Zaten oraya yükseldin, artık sana gösterecek birine ihtiyacın yok. Dikkatli bak ve gör. Zira büyük güzelliğe bakan tek göz budur.
çev. Y. Gurur Sev (İstanbul: Ketebe Yayınları, 2026), 79.·Kitabı okudu
Nasihat ettiğiniz birisini kolayca bir kalıbın içine sıkıştırır ve bireysel farkları dikkate almaksızın o kalıplaşmış tip hakkındaki malumatınızı ona edersiniz. Anlayıp hissedebilmek, hemhal olabilmek öğüt vermekten daha değerliydi.
Muhabbet olmayınca birlik beraberlik yok,anlayış yok,insaf yok,iyi niyet yok,tahammül yok,müsamaha yok,hemhâl olmak yok,af yok,tebessüm yok.Bakmayın bir zeytin dalı etrafında milletmiş gibi yaptığımıza,ortada millet yok!