*
“Elbette ki Allah siz Ehl-i Beyt’ten her kötülüğü gidermek ve sizleri tertemiz kılmak ister.”( Ahzap Suresi, 33)
Yine Muhammed’in (s.a.a) peygamberliğinin mükâfatının “Ehl-i Beyt’i sevmek” olduğunu Kur’an'da açıkladın ve buyurdun ki:
“De ki, ey Resul! Ben sizden, yakınlarımı (akrabalarımı) sevmekten başka bir mükâfat istemiyorum.”
Ve yine buyurdun ki:
“De ki, benim sizden peygamberliğimin mükâfatı olarak istediğim şey, sizler içindir (kendi yararınızadır…).” (Sebe Suresi, 47) (Yâni “Ehl-i Beyt’i sevmek, onları saadete kavuşturur” diye söylemesini emrettin.)
Ve buyurdun ki: “De ki, peygamberliğime karşı sizden bir karşılık istemiyorum. Meğerki dileyen bir kimse Rabbine bir yol bula.” (Furkan Suresi, 57) Demek ki, onlar (Ehl-i Beyt), sana ulaşan yol ve rızana vardıran vesîle idiler.
Onun (Peygamberin) ömrünün günleri sona erince de, velisi Ali ibn-i Ebu Tâlib’i (a.s) hidayetçi olarak tayin etti.
[Nudbe duasından]