"İlim ilim bilmekdir/ İlim kendin bilmekdir/ Sen kendini bilmezsin/Ya nice okumakdır” dörtlüğünde insanın ben bilgisini ıskalayan, öteleyen, sıradanlaştıran ve sığlaştıran tüm eğitim sistemlerinin köklü bir eleştirisi vardır. Kesrete boğulan ve kelime oyunlarıyla hakikati bulduğunu zanneden zihinler buradaki manayı kavrayabilir mi?
Zenginleri doyurmak daha zordur. Yetinmeyi bilmezler. Beş kazanır ama "Neden on kazanmadım? diye hırslanırlar. İyi yaşamak değil, para kazanmak kendi başına amaç hâline gelir. Burjuva kültürü ruhlarını kemirmeye başlar. Her tür maddi imkâna sahiptirler ama asla tatmin duygusuna ulaşamazlar.
Özüne uygun hareket eden akıl, âlemdeki muhteşem nizamı görür, bunun bir tesadüf eseri meydana gelemeyeceğini ve sahipsiz olmadığını bilir ve onu var eden mutlak sanatkâra yönelir.
Benim dinim(İslam) benim aklımı, mantığımı ve vicdanımı yok sayan tekliflerde bulunmuyor. “İnanmak için gözlerini kapat, kafanı boşalt, aklını tatile gönder, vicdanını hapse at.” Demiyor. Tersine “Bak, gör, oku, anla, tahlil et, sorgula, çıkarım yap. Sonra elde ettiğin bu doğru bilgi ve sağlam ahlaki değerler temelinde adil bir dünya inşa et. “diyor.