Kitabı okurken genel olarak öfkeli hissettim kendimi bundan yıllar önce bir çift yürek adlı kitabı da okumuştum öğretisi bana huzur vermemisti açıkçası bu kitapta da sanırım Anadolunun kaderselliğine yakın benzerlikler görmek bana böyle hissettirdi. Benim herhangi bir tanrı inancım yok bunun da etkisi olmuştur.
Yerliler adalarına gelen misyonerlerin yelkenini ufukta bir delik olarak görüyor ve kitabın adı olan göğü delen adam ismi burdan geliyor kitap boyunca aslını bilmek istemediği çok örnek var beyaz adamın buyruğunu dinleyen şimşekler vb beyaz adamın doğaya söz geçirişini algılama şekli bile tek başına gerekirse kapitalizmin içinde metropolde kaybolayım ama artık hurafe dinlemeyelim dedirtti bana insanlık zaten binlerce yıldır başka başka uygarlık mitlerini dinliyor açıkça ve benim için net yeter bilimi bilmeyi insanın düşünmesini seçiyorum. Kitabın büyük kısmı tanrı inancı ve insanın tanrıyı geçemeyeceği alt metinli örneklerle dolu üstelik bu tanrı inancına misyonerlerle sahip olmuş yeni denecek bir katolik bahsediyor kitap bu kişinin inanç temeli üzerinde dursa adalıların yaşamlarını daha çok örneklese daha ilginç olabilirmiş.
Anlatım eril dile kesinlikle sahip en az beyaz adam kadar kadın ve çocuklardan üstün olduğunu düşünüyor anlatıcı.
Kitapta hak verdiğim başlıklar
Beyaz adama itafen bedenini kullanmayı unutmuştur bedeniyle bir bütün olmaktan uzaktır diyor yani bu bakış dinle desteklenen bir bakış bence buna asla değinmiyor zaten anlatıcının derdi sosyolojik bir çıkarım değil halkına Avrupa'yı anlatmak ama tuhaf olan nasıl günah kavramı bu kişiye işlenmeden misyoner okuluna gitmiş.
Paraya ve metaryalist bakış açısına yaklaşmı iş gücü ve emeğinle kurduğun kurman gereken bağa yaklaşımı anlatıcının zekasını gösteriyor aslında ya da misyonerlerin dini onlarla
Göğü Delen AdamErich Scheurmann · Ayrıntı Yayınları · 202017,2bin okunma