Disneyland'den Daha Gerçek Bir Dünya
Puan vermedi·224 syf.··
2026 23. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 23:45
Jean Baudrillard'ın Simülakrlar ve Simülasyon kitabı, okurken insana bir kitap değil de zihnin duvarlarını söken bir deneyim yaşatıyor. Baudrillard'ın derdi gerçekliği açıklamak değil; aksine bize "gerçek dediğimiz şey gerçekten var mı?" sorusunu sordurmak. Kitabın merkezindeki fikir şudur: Modern insan artık gerçeklikle değil, gerçekliğin kopyalarıyla yaşamaktadır. Bir zamanlar imgeler bir şeyi temsil ederdi; bugün ise temsil ettikleri şey ortadan kalkmış, geriye yalnızca imgeler kalmıştır. Baudrillard buna simülakr der. Televizyon, sosyal medya, reklamlar, siyaset, hatta kimi zaman ilişkiler... Hepsi birer simülasyon üretir. İnsan artık hayatı yaşamaktan çok onun gösterisini izler. Mutlu görünmek mutlu olmaktan, bilgili görünmek bilmekten, özgür görünmek özgür olmaktan daha önemli hale gelir. Baudrillard'ın ünlü Disneyland örneği tam da bunu anlatır. Disneyland'ın yapay olduğu söylenir ki dışarıdaki dünyanın gerçek olduğuna inanalım. Oysa Baudrillard'a göre asıl simülasyon Disneyland'ın dışında başlamaktadır. Çünkü gündelik hayatın kendisi de imgeler, tüketim alışkanlıkları ve medya tarafından inşa edilmiş büyük bir sahnedir. Kitabı okurken aklıma sık sık şu düşünce geldi: Belki de çağımızın en büyük trajedisi hakikatin kaybolması değil, hakikate ihtiyaç duymamamızdır. Artık insanlar gerçeği aramıyor; kendilerini iyi hissettiren hikâyeleri arıyorlar. Çünkü simülasyonun en güçlü yanı yalan söylemesi değildir, gerçeğin yerine geçmesidir. Psikolojik açıdan bakıldığında ise Baudrillard, modern insanın yabancılaşmasını çok erken görmüş bir düşünürdür. İnsan kendi hayatının öznesi olmaktan çıkıp kendi imajının yöneticisi haline gelmiştir. Kendimizi yaşamak yerine kendimizi sergiliyoruz. Bu yüzden kalabalıklar içinde yalnız, sürekli bağlantı halinde ama derin ilişkilerden
Simülakrlar ve SimülasyonJean Baudrillard · Doğu-Batı Yayınları · 20141,251 okunma
7/10
·448 syf.··
2026 15. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 16:25
Selamlar. Bu kitabı sevdim mi sevemedim mi bilmiyorum. Okurken keyif aldım, kitap akıcıydı ama diğer yandan bazı şeyler önceki kitaplara nazaran çok hızlı işlenmiş gibi geldi bana. Ben önceki kitapları dark romance’ten çok psikolojik gerilim olarak nitelendirmenin daha doğru olduğunu çünkü bu kitaptaki karakterlerin de olayların da romantize edilmemesi gerektiğini düşünüyordum. Bu kitapta ise olaylar tamamen romantizme dönüyor. İki kitap arasındaki bu değişimin böyle birden olmasını ben pek sevemedim Elder ve Pim’in ilişkisinin gelen olarak ne kadar tartışmaya açık olduğu hepimizin malumu. Bir önceki kitabın sonunda yaşananlardan sonra Pim’in Elder’a bir mektup yazması ve otelden ayrılmasını okumuştuk. (Pim’in yanına hiçbir şey almadan oteli terk etmesi saçmalıktı ama bu kısmı geçeceğim.) Pim’in yaşadığı aydınlanma çok ani geldi bana. Bir önceki kitapta Pim “Yalnız başıma bu dünyada ayakta kalamam” gibi bir motivasyonla Elder’ın yanında kalmaya kararlıyken bu kitapta Elder’a inanılmaz aşık olduğunu fark ediyor ve ona bu işkenceyi çektiremeyeceğini düşünerek gitmeye karar veriyor. Hangi ara bu kadar aşık oldun ?! Hadi onu da geçtim neyine aşık oldun ? Sana sürekli ültimatom veren, benim gemimde kalacaksan benim dediğimi yapacaksın modunda takılan, düşüncelerini sanki hakkıymış gibi talep eden, sana tecavüz etmiş bir adamın neyine, hangi ara bu kadar aşık oldun ? Yani bütün bu yaşananlar düşünüldüğünde Pim’in bu aşık halleri ve ben onu iyileştirebilirim tripleri bana inanılmaz saçma geldi. Önceki kitaplarda Pim’in gücüne, kararlılığa, ayakta kalma ve adapte olabilme yeteneğine ne kadar hayran kaldıysam bu kitaptaki birbirinden manasız düşüncelerine o kadar sinir oldum. Pim zeki bir kadındı. Bu kitapta ise inanılmaz aptalca kararları var. Pim’le ilgili saçma bulduğum
ThousandsPepper Winters · Pukka Yayınları · 2025140 okunma
Reklam
Mescid-i Aksa'yı tanımalıyız
9/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
69 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 12:51
Mescid-i Aksa'yı; o mübarek bölgenin tarihini, dokusunu tanımak ve anlayabilmek için harika bir eser. 144 dönüm alandaki yapıların nerdeyse hepsi tarihi ve ilgili görsellerle ele alınarak ilk kıblemizi ecdadın yaptığı büyük ilim yuvası inşaasından bugün bizim hafıza kaybı yaşamışcasına unutuşumuza dek derin ayrıntılarıyla ele almış kıymetli yazar Talha Uğurluel hocamızın. Elhamdülillah Kudüs'e gitmiş biri olarak ben keşke bu kitabı gitmeden okusaydım diye pişmanlık yaşasam da bir daha nasip olursa giderken yanıma mutlaka almam gereken şeylerden biri olduğuna kanaat ettim. Allah hayırlara vesile eylesin.
Kudüs
Arzın Kapısı Kudüs - Mescid-i AksaTalha Uğurluel · Timaş Yayınları · 20162,124 okunma
10/10
·509 syf.··
2026 283. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 11:51
Çok fantastik kitap okumuş biri olarak söyleyebilirim ki; birbirlerinin kopyası olan aynı konuların çevrilip çevrilip yazıldığı eserlerden bıkmışken bu kitap bir kurtarıcı oldu. Bu kitap beni reading slumptan çıkardı. Kendine özgün konusu ve akıcı diliyle bir günde bitirdim. Kitap ölmek üzere olan bir kızın sevdiği bir kitabın içine düşmesini konu alıyor ama beklemediği bir şey oluyor ve kötü kadın karakter olarak doğduğunu fark ediyor ve az sonra idam edilmek üzere! İlk birkaç sayfa karmaşık gelebiliyor ama okudukça hepsi rayına oturuyor. Sonra size sadece karakterlerin komik diyaloglarını okumak kalıyor. Bu kitaptaki komediyi çok sevdim. En çok da ana karakterin espirili kişiliğini sevdim. Genelde her kitapta ana karakterlerle çatışırken bu kitapta hiç böyle bir şey yaşamadım. Yazar gerçekten de okuyucular bir kitabın içine düşse nasıl davranır, nasıl düşünür çok iyi yansıtmış. Her kitapta en çok dikkat ettiğim iki şey vardır. Karakterlerin derinliği ve yan karakterlerin yazılışı. Bu kitapta her karakterin ana karakterin çevresindeki boş kabuklardan ibaret olmadığını görüyoruz. Hepsinin derin kişiliği var ve ana karakterin gölgesinde kalmıyorlar. Davranışlarının sebepleri, geçmişleri, onları bu noktaya getiren her şeyi okuyoruz. Yazar bunları çok güzel bir mantıkla işlemiş. Bayıldım. Kesinlikle okumanızı öneririm.
1000Kitap
Yaşasın KötülükSarah Rees Brennan · İndigo Kitap · 202564 okunma
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 22:41
Yazardan okuduğum 3. Kitap, hepsi çok güzeldi. 41 yıldır görüşmeyen kardeşten öte iki yakın arkadaşın bir akşam yemeği buluşmasına tanıklık ediyoruz. Kitabı okurken ben de o masanın kenarında oturarak onları dinledim resmen. Aralarında neler yaşandığını yavaşça öğrenirken, Olaylar karşısında 41 yıl önce düşündüklerinin, bu yaşında ne kadar basit olduğu, bakış açılarının, hislerinin, olayları yorumlamalarının ne kadar değiştiğini okumak… şu kısacık kitapta öyle cümleler var ki, -ihtiyacım olan bir zamanda karşıma çıkan- bir kaç kez daha tekrar tekrar okuyacağım.
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,5bin okunma
7/10
·344 syf.··
2026 17. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 11:34
Merhaba sevgili kitapseverler Kitap farklı zamanlarda yazılmış üç ayrı kitap aslında. YKY üçünü bir araya getirmiş. Birbirinin devamı niteliğinde olduğu için güzel de olmuş. Bu okuduğum en ilginç kitaplardandı. Zira okurken çok çeşitli duygular yaşadım. Korku, heyecan, tiksinti, hüzün, gülme hissi... hepsi bir arada verilmiş. Gerçekle hayalin birbirine karıştığı her bölümde sizi ayrı ters köşe yapan, insanın aklıyla oynayan bir kitap.Yazar savaşın en iğrenç ve acımasız yüzünü okuyucuya soğukkanlı bir anlatımla, hepsi olağan şeylermiş gibi ustalıkla vermiş. Beni çok etkileyen, şaşırtan, elimden bırakamadığım bir kitap oldu. Fakat ensest ve eşcinsel ilişkilerin bu kadar çok olması, herkesin durmadan kendinden hiç beklenmeyecek iğrençlikler yapması, ölümün bu kadar olağan işlenmesi beni rahatsız etti. . Bir kadının büyük şehirdeki bombardımandan etkilenmesinler diye ikiz oğlan çocuklarını küçük şehirde yaşayan anneannelerine getirip bırakmasıyla başlıyor olay. 9 yaşındaki bu çok zeki iki kardeş ortama en kısa zamanda ayak uydurup zorlu koşullarda hayatta kalmayı ve kendilerini eğitmeyi başarıyorlar. Savaş devam edip insanlar yoksulluk ve ölümle iç içe yaşarken bu çocukların ve çevrelerindekilerin başlarından geçen olaylara tanık oluyoruz. . Rahatsız edici bir kitap olsa da ben okuduğuma pişman olmadım. Çok akıcı ve ustalıkla yazılmış bu kitabı size de tavsiye ederim.
Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü YalanAgota Kristof · Yapı Kredi Yayınları · 20258,4bin okunma
Reklam
Reklam