ali ihsan sivrikaya

ali ihsan sivrikaya
@hepsibenim
amateur lifer
sim kart tepsisi
ayağını ayakkabıdan korumak için çorap giyişini, dünyayı insandan korumak için kondom takışını anlayabiliyorum. ama sim kartını telefonunun içine adapte edebilmek için kullandığın aparata tepsi deyişin benim çok ağrıma gidiyor. çünkü neden biliyor musun? çünkü tepsi dediğimiz nesnenin bizim kültürümüzde çok ayrı bir yeri vardır. üzerine çay konur, kız istemeye gelen aile bireylerine kahve ikram edilirken yeni gelin adayı ilk önce onun iki kulpunu sıkıca kavrar. hey dostum, sen hiç yan taraftaki oturma odasında şen şakrak bir vaziyette ablası verilirken sinirli ve hiddetli bir biçimde gta vice city görevi kovalayan bir çocuğun gözyaşlarına şahit oldun mu ha? sen ne demek bilir misin, bir babanın, garantisi bitti bitecek olan bir mutfak robotuna duyduğu derin minnetin mide bulandırıcılığını fark ettiği an yaşadığı statü şokunu.. bilmezsin.... çünkü sen o sik kadarlık aparata tepsi lafzını uygun görmeyi içinde pürüzsüzce sindirebilen bir orospu çocuğusun. sen kaynananın şalvarından frikik medeti uman bir yavşak parçacığısın. hey dostum, sen nasıl bir paçavrasal kaypaklığın içinde bulunduğunu fark edemeyecek kadar ahmak olmuşsun... demek tepsi ha.. tepsi... sim kart tepsisi..... ben bu yaşıma kadar hiçbir akranımın dübürüne karşı kredi kartı sürttürme şakası yapmadım ama, senin bacının kekreyen tükürük bezlerinin kıvamını kulaklarına haykırmama engel olacak hiçbir güç yok artık bu cihanda buna emin ol. elimi ayağımı titretti sergilediğin bu laubali tavır. ve dostum... şunu da bil ki.. bugün tepsi tutan eli titreten zalim, yarın üzerine dökülen suyla harlanmaya kaimdir........
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
gölgende
istediğin kadar kişiyi yamamaya çalış yerime. ya da ben istediğim kadar berbat esanslar tüketeyim kokunu bastırmak için. ama biz çok yerimize bulaştık bizken. kazınması zor kıvrımlarımıza kıvrıldık kalkmamak üzere. belki zamanla kalkıp yatarız kendi yerimize, bilmiyorum. ama boynumuzdaki tutukluğun baki kalacağı bariz. ama "yine de değer" derim ben tükettiğimiz her zerre için. yine de değer.. dizlerinin üzerinde kıvrılabildiğim her saniye için.. yine de değer..
siyah mat
oje sürmek neden sadece kadına mahsusmuş ha😠😡😡 evinizin duvarını boyatacağınız zaman aşiret ağasının köyden siktir etmesiyle beraber şehirdeki geçimini badanacılıkla sağlamak zorunda kalan mazlum hamitin çaresizliğinden istifade edebiliyorsunuz işinize gelince 😠 ama hamit o boyayı tırnağına sürünce ıyk, öğh, puh. bana bak kadın! hamit senin tırnağının arasına kaçan kurumuş hamur mayasına karşı sesini çıkarmıyorsa sen de çıkarmayacaksın! o nasıl senin o ellerle yaptığın haşhaşlı poğaçayı yerken hızlı aralıklarla yudumlamak zorunda kaldığı çaya sana karşı perde görevi yüklüyorsa, sen de onu o akreditasyonda idare edeceksin! ister tırnağından oje taşar, ister gözünden çapak. evinin antresi boyanacağı zaman çizmeli kedi gibi şapkanı önüne alıp hamitin karşısında miyavlıyorsun. sonra hamit işi bitirip gidince ilk işin öğüre öğüre pencereleri açmak oluyor 😠 ya sen hiç düşünmüyor musun be belki adam optiğini hangi firmanın ne kalitede ürettiğini siklemeden 50 liraya aldığı kalın çerçeveli gözlüğünü senin evinde unutacak ve binanın girişinden bir hışımla geri dönecek! o esnada çok hızlı biçimde açılmış pencerelerin sersem ahvalini görünce anlamayacak mı o aksiyonun sebebinin bizzat kendisinin olduğunu 😠 senin o adama bunu hissettirmeye hakkın yok anladın mı? o adam isterse ojesini iki kat sürer, isterse de üç haftada bir yıkanır. hey! herkesin senin gibi litrelerce asetona verecek parası da olmuyor ayrıca. hamitin ojelerini çatlak görünce gizlice fotoğrafını çekip şeytan girrrlllss😈😈😈😈😘 isimli arkadaş grubuna atma haddini kendinde bulamazsın. hele ki hamitin ahırdan ahıra namını yaydığı grup seks kaçamaklarından bahsettiği sohbetine nail olduktan sonra onu yargılamaya kalkmak.....😠senin vazifen değil. yarın ofise gidince çay molanda kurduğun sahtekar kısa konuşmalarına malzeme
İnsan ve Toplum
morin khuur
şarkıya ismini veren aletin gerçek adı aslında morin khuurdur. burada yer alan huur kelimesi, inci sözlükteki filtre jargonlarındandır ve or*spu anlamına gelmektedir. yani şarkı adını tamamen açtığımızda karşımıza "morin or*sp*su" anlamı çıkmaktadır. bu isim haybeye verilmemiştir. zira morin halkının kış aylarında çektiği büyük kıtlık, onları farklı yörelerden gelen boylara karılarını kiralamaya itmiştir. ortalama olarak 3 ay boyunca başka bir topluluğun parçası, hatta kaba tabirle malı olan morin kadınları; kendi onur ve hayatlarını, ailelerinin ve boylarının hayatta kalması için feda ederler. dikkat ederseniz klip boyunca orkun sürekli at üstünde ve daima farklı mekanlarda hareket halinde. işte burada, kadınla bağdaşlaştırılan at figürü bize, morin kadınlarının sürekli bir yerlere sürülme durumunda kaldıklarını ve bu sayede erkeklerinin, hayatlarını ve soylarını sürdürebildiklerini anlatır. kısaca, kadınların sırtından geçinen bir erkek figürünü veriyor bize yani. tabii ki klibin çözümlemesi burada bitmiyor. klibin sadece bir yerinde orkunu atından inmiş görüyorsunuz; oturarak morin khuur çalarken.. işte size morin khuur adlı enstrümanın ortaya çıkış hikayesi. kış kendini ufak ufak göstermeye başlayınca morin obasını da tıpkı yağmur bulutlarının kapladığı gökyüzü gibi puslu bir kasvet kaplar. çünkü oba erkekleri bilir ki; vakit, gav*tlık vaktidir. ayrılık vakti gelene kadar neredeyse her gece eğlence düzenleyip, kadınlarıyla doyasıya vakit geçirir oba erkekleri. ve o dayanılmaz an gelir çatar. alıcıların getirdikleri erzakları taşıdıkları nasırlı elleriyle kadınlarının başını kendilerine çekerek alınlarına son bir buse konduran morin erkekleri, eşlerinin üstünde hopladığı atların kaldırdığı toz eşliğinde uzun uzun bakarlar kadınlarının arkasından. ve bir süre sonra
İnsan ve Duygular