neyi yapmak zorundayım, neyi yapmak zorunda değilim hiçbirini bilmiyorum. yaşamayı ne kadar istiyorum, ölümden ne kadar korkuyorum.. en ufak bilgim yok. susuz bir akvaryumda çırpınan balık gibiyim. içinde olmak zorunda olduğum yerdeyim ama nasıl nefes alacağımı bilmeden çırpınıyorum öylece. etrafıma bakıyorum, gördüğüm herkes gayet sakin nefes alıyor. üstelik bunu yaparken gülüyorlar da. benim hayal edemeyeceğim kadar lüks olan eylem, başkalarına bir fıstığı soymaktan farksız geliyor. mutlu olan insan geceleri sabırsız uyur. bir an önce kavuşmak ister yarına. gelecekteki hayallerini düşünerek kapatır gözlerini. onlara ulaşmanın hazzıyla uyuşturur bedenini. sonra dudağındaki sırıtmayla dalar pembe rüyalara. işte benim pembe rüyalarım da o insan. yaşamak için bir amaca sahip olan kişi. hayaline ulaştığı anı düşünürken kalp atışı hızlanan varlık. ben bunları unutalı çok oldu. neye heyecan duyulacağını, ne olduğunda sevineleceğini artık bilmiyorum. mutlu insanlar için ölmek korkunçtur. ben her gün ölmenin hayaliyle gözlerimi kapatıyorum. yaşamaya devam etmesindeki tek motivesi ölüm olan bir insanı hangi pembelik sırıttırabilir ki.. bu yüzden ölümün siyahlığından başka pembem yok benim. uyurken dudağımda gülümseme yerine küfür var. bileklerimde vazgeçtiğim intihar izleri, kafamda, çözemediğim binlerce düğüm. ben dörtte üçü suyla kaplı bu akvaryumun en kurak yerindeyim. ve çırpınmaktan başka elimden hiçbir şey gelmiyor. ne ölmek, ne de nefes almak benim elimde. bir orospunun sadakati kadar dayanabiliyorum bu hayata. onda da ne yaşamak, ne de hayal kurmak benim sikimde zaten.