Bugün yaşayabileceğim hiçbir şeyi yarına bırakmam sevinçler işimle ilgili zorunluluklar birini incittiğini düşündüğümde dilediğim özürler her anımın son anım olduğuna dair düşünceler buna dahil.
Zihnimin en derinlerindeki anılar telaşlıydı. Her anım içimde bir yerlerde yara kalmıştı. Bunun sızısını nefes aldığım her an hissedebiliyordum. Onunla yaşamayı öğrenmiştim. Daha doğrusu öğrendiğimi sanmıştım. Sanki yaram tekrar açılmış ve nefes almak ıstırap halini almıştı.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Şimdi, şu anım öldü. Şu an da öldü. Şu an da.
Dün öldü. Yıllarım öldü." İçi korkuyla doldu. Bu düşünceden tedirgin oldu. Yılların elinden kayıp gitmesi ve bunu engelleyememek benliğine öyle dokundu ki, bir hiç gibi hissetti kendini.
Bir hiç.
Bilgisayarına şu notu düştü: "Her an ölüyor ve hayat her an
elinden gidiyorsa, bu yaşam kimindir? İnsanın koruyup kollaya-madığı, sonsuza kadar elinde tutamadığı bir şeye benim diyebilmesi tuhaf, değil mi?"
“Azimle” demek yetmez, işini tutkulu bir aşkla yapardı. Evrakların nüshasını yazarken gözlerinin önünde türlü güzellikte çiçekler açardı. Yazı yazarken aldığı zevk yüzünden okunurdu. Bazı harfleri yazmak ona ayrı bir haz verir, o harflere geldiğinde başka bir adam olurdu…