33 yıllık saltanatında birçok konuda eleştiriye uğrayan, yaptıklarıyla bugün dahi hem eleştiri hem de takdir toplayan Sultan II. Abdülhamid’in belki de tüm tarih severler tarafından ortak kabul gördüğü konu eğitimdir. Sultan idare ettiği hemen hemen her yerde eğitim altyapısını düzenlemiş ve modern Türkiye’nin temellerini atan nesil Sultan’ın kurmuş olduğu eğitim kurumlarında yetişmiştir.
Bu kitap da Sultan II. Abdülhamid döneminde kurulmuş olan eğitim kurumlarını ele alıyor. Eğitim kurumları hakkında bilgi verilerek yer yer nerede ne kadar okul açıldığı veya bu okullarda ne gibi müfredatlar okutulduğu tablolar halinde verilmiş.
Sultan II. Abdülhamid üzerinde okuma yapanlar için farklı bir okuma eseri olacaktır.
Torunu okul ödevi için anneannesinden yardım istemesiyle başlıyor. Masallarla çok da arası olmayan anneanne, torununun ısrarına dayanamayınca ona bildiğimiz klasik masalları anlatmak yerine bambaşka
Ancak burada bir uyarı şart: bu çerçeve yapısal belirlenimciliğe çok yaklaşıyor. Aktörlerin rolünü, anlık kararları ve tarihsel rastlantıları eritmeye başlıyor. Oysa Litvanya'nın 1990-91 bağımsızlık sürecinde Landsbergis'in kişisel cesareti, ya da Estonya'nın müzikli devrimindeki o özgün toplumsal enerji, saf yapısal faktörlerle açıklanamaz. Azerbaycan 1991'i için yapı, aktörden daha ağır bastı. Bu her zaman ve her yerde geçerli değil. Ama o özgül konjonktürde coğrafya, tarihsel miras ve varoluşsal tehdidin zamanlaması öyle bir araya geldi ki bireysel aktörlerin manevra alanı son derece daraldı. Elçibey başka bir coğrafyada ve başka bir mirаsla belki gerçekten farklı bir hikayenin kahramanı olabilirdi. Aliyev ise tam da o daralmış alanda mümkün olan tek türden lider olarak yükseldi.