İstanbul'un tuhaf yanı , cevaplardan çok soruları sevmesiydi. Mutluluğu karabasan çevirebilir, veya tersi, umutsuz yatılan bir gecenin ardından sevinçli bir sabahı başlatabilirdi. Belirsizlikten güç alırdı. Kentin kaderi diyorlardı buna. Bir sokağındaki cennet ile diğer sokağındaki cehennemin yeri ansızın değişebilirdi.
İstanbul çok büyük, derdi, her duvarın ardında başka bir hayat, her hayatın ardında başka bir duvar var. Kuyu gibi, hem derin hem dardır İstanbul. Kimisi onun derinliğinde sarhoşlanır, kimisi darlığında sıkılır.
Korkmak bana göre değil, korkup ne yapacağım, korkmak da nereden çıktı, demeyeceksin. En büyük eksiğimiz korkudur, neden dersen , onu öğrenmeden ondan kurtulamayız da onun için.