Haberin var mı taş duvar?
Demir kapı, kör pencere,
Yastığım, ranzam, zincirim,
Uğruna ölümlere gidip geldiğim,
Zulamdaki mahzun resim,
Haberin var mi?
Görüşmecim, yeşil soğan göndermiş,
Karanfil kokuyor cıgaram
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin...
Her şey gelebilirdi insanın başına. Depremlere sarsilabilirdiniz.Terk edilebilirdiniz. Aldatilabilirdiniz. Bir sabah uyanıp, bambaşka dünyaya ait olduğunuzu acıyla fark edebilirsiniz, evet. Ama asıl olan Herşeye rağmen bir tüy gibi yasayabilmeye devam edebilmektir. Ve yürekten bütün ağırlıkları atıp onu bir tüy kadar hafiflestirmeye muktedir tek güç sevgiye aitti.
Derman bir gün, sokağın başındaki büyük zakkum ağacından Melike'ye vermek üzere üstü çiçek dolu bir dal koparmaya yeltendiginde, annesinden o ağacın yapraklarının bir insanı öldürebilecek kadar zehirli olduğunu ve bu yüzden bu ağaca kan ağacı dendiğini öğrenmiş ve o an, çocuk kalbinde Melike için bir daha hic değişmeyecek bir tasvir yapmis ama bundan hickimseye bahsetmemisti. Artık onun için Melike, evlerinin önündeki kan ağacının pembe cicekleriydi. Karşıdan bakınca insanı büyüleyen ama dokunmaya niyetlenildigi an ölüm çağıran... Bu güzelim çiçek, kendi dalında kendi ağacınin kollarında mutluluk sacabilirdi ancak.