fatma

Nihayetinde hepimiz yakınlık, birliktelik ve özellikle de bağımlılığı küçümseyen, bağımsızlığı yücelten bir kültürde yaşıyoruz. Bu tavrı, zararımıza olmasına rağmen, doğru kabul ediyoruz.
SERBEST Farsça ser ;"baş" ; ve best "bağlı"; dan geliyor. Aslında başı bağlı, istediği gibi hareket edemeyen demektir. Türkçe'de kendine has, istediği gibi davranılabilen anlamını kazanmıştır.
Sözün Başladığı Yer
Sözün Başladığı Yer
Reklam
Başka kitaplara da hak ettikleri vakti ayırmak varken bilmiyorum ama sanki aynı kitabı döne döne okumak lüksmüş ve diğerlerine haksızlıkmış gibi geliyor. Keşke o kadar zamanım olsa diyor, kendi adıma fırsat bulamıyorum
https://1000kitap.com/kkgg aynı kitabın devamından: Tekrar tekrar okumak, vakit kaybı değildir. Bilakis vakti bereketlendirmektir. Aynı şeyi okumak, bu ister kitap olsun ister başka bir şey, nereden ve nasıl baktığınızı, zihninizin nerede durduğunu gösterir. Yani şöyle aynı şeyi eski bilgilerinizle ve düz bir mantıkla okuyorsanız size hiçbir şey katmaz. Fakat aynı şeyi , yeni bilgilerle bakış açınızı değiştirerek okursanız çok anlamlı, ve öğretici okuma olur.
Deneme bir iki üç... (Şuraya çok sevdiğimiz şeyleri koyalım.. )
Fotoğraf eklemek iyi bir fikir olmuş mu bilemiyorum.. Her şeyimizi aşikar etmeye bayılıyoruz.. Diğer uygulamalarda yeterince doymuştuk ama bakalım,🤷‍♀️
Sosyal adaleti hâkim kılmadan, bir müeyyide (yaptırım) sistemini tatbike kalkışmak kadar hiçbir şey, Kur'ân'ın ruhuna daha ters düşemez!
Kur'an bu noktada oldukça açıktır. Kur'an, "Mal biriktiren ve onu sayıp duran " (Hümeze, 104/2; Tevbe, 9/34) kimseyi kesinlikle mahkûm eder. Ona cehennemin azabını uygun görür. Kur'an ve sünnet, servetlerin yeniden dağıtılmasını düzenler. Kur'an zekât kurumunu ortaya koyar. Zekât , keyfe bağlı bir sadaka değildir. Gelir üzerinden değil, fakat servet üzerinden alınan zorunlu bir vergidir.
"Akletmez misiniz? "
Çok kadınla evlenmeye müsade edilmiş, fakat fiilen pek uygulanamayacak tarzda düzenlenmiştir. (Nisa 4 /3) Batı'nın bu konudaki burun kıvırması tam anlamıyla ikiyüzlülüktür. Mesela soralım: Batıda tek bir kadınla yetinen erkek sayısının oranı nedir? Peki, bir erkeğe bir metresten çocuk sahibi olmasına ve hemen ardından da hiçbir cezalandırma korkusu olmaksızın onu terk etmesine izin vermek, erkeğe (bilhassa da karısının ihtiyaçlarını karşılamak gibi) katı ve ciddi sorumluluklar isteyen bir evliliği şart koşmaktan daha ikiyüzlü ve üstelik de daha âhlaksız bir tutum değil midir?
Sayfa 128·Kitabı okudu
Belli bir dönemin ve belli bir toplumun halklarına özgü o lisandan (ve o adetten) hareketle Kur'an, ilk önce o geleneğin hasar ve zararlarını kısıtlar:Çocukları öldürmeyi veya İslâm öncesi kız çocuklarını öldürmek(Nahl, 16/59; Tekvir, 81/8-9) şeklindeki Arap geleneğini devam ettirmeyi yasaklar.
İslam Dünyasının Yükseliş ve Çöküşleri
İslam Dünyasının Yükseliş ve Çöküşleri