Olamamanın parıltılı kılıfı; “mış” gibi şeyler. Eksiklikten değil, fazlalıktan doğar. Hayal edileni, mümkün olan en iyiyi hayata geçirme fırsatı verir belki ama asla tatmin etmez. Ne sahiplik ne de aitlik ilişkisi kurulur onlarla. Hepsinin hiçliği, insanı eve çağıran bir sessizlik taşır. Bu sessizlik maskeleri düşürmez; taşınamayacak kadar ağırlaştığı için anlamlarını kaybederler. Sonunda ne yapacağını bilemez ve elden çıkarmanın yolunu ararsın. Taş görünümlü duvar kağıdı iyi bir örnektir buna. Salt görüntüden ibaret; özüne yabancı.
Şeylerin boşunalığı, bir duyguda, bir düşüncede uzun süre kalmamı zorlaştırıyor. Karşıt fikirlerin barındığı bir sürü duygunun dışa vurumu olarak, tutarlılığı olmayan birden çok ruh halindeyim. Peki neye tutunacağız?