Frida Kahlo’nun hayatı gerçekten hem çok acı hem de çok güçlü bir yaşam öyküsü. Bu yüzden sözleri insana şiir gibi ama aynı zamanda yara gibi geliyor.
“İnsan bazen yaşadığı acıya dönüşüyor.”
Frida Kahlo’nun dünyası; aşk, ihanet, hastalık ve yalnızlıkla örülü olduğu için sözleri insanın içine ağır ağır işliyor. Özellikle sevgi ve acıyı aynı cümlede hissettirebilmesi onu unutulmaz yapan şeylerden biri. Kitapta yaptığı resimler de kimisi ürkütücü,kimisi çok hüzünlü, kimisi de düşündürücü... Okunması gerekli sıradışı bir hayat hikayesinin kitabı. Kitaplarınızın bol olması dileğiyle arkadaşlar,keyifli okumalar dilerim.
FridaHayden Herrera · Bilgi Yayınevi · 200395 okunma
Okuduğum en sıkıcı kitaplardan biriydi sanırım. Kardeşini arayan bir ana karakterimiz var, sürekli geri dönülen bir cinsellik konusu var. Bu kadar. Belki ben derinliğini algılayamadım bilmiyorum ama beni içine çeken bi olay örgüsü yoktu. Sadece ara sıra kurulan birtakım cümleler tam altını çizmelikti. Yine de tavsiye edeceğimi sanmıyorum.
Spoiler içerir
…
Krallığın İşleri, bir uyuşturucu kartelinin çevresinde şekillenen ama şiddeti doğrudan anlatmak yerine gücün nasıl bir anlatı yoluyla kurulduğunu gösteren alegorik bir roman. Romanın anlatıcısı olan Sanatçı (Lobo), kartel lideri Kral’ın şanını ve korkusunu şarkılarla yayarak bu düzenin parçası hâline gelir. Kral’ın iktidarı, silahlarından çok hakkında dolaşan söylentiler ve anlatılan hikâyelerle ayakta durur. Cadı, bu düzenin sezgisel ve karanlık bilgisine sahip figürken, kızı Alelade ise şiddeti sorgulamadan uygulayan sıradan kişiyi temsil eder. Zamanla Kral’ın gücü zayıflar, anlatılar çatlamaya başlar ve krallık sessizce çözülür. Cadı ölür, Alelade ortadan kaybolur ve düzenin görünmez taşıyıcıları sahneden çekilir. Sanatçı, otelde Alelade’ye annesinin öldüğünü söyler ve onunla birlikte bir otobüs yolculuğuna çıkmaya hazırlanır. Bu yolculuk bir kurtuluş değil, anlatıdan ve iktidardan bilinçli bir geri çekiliştir. Roman, kötülüğün yalnızca liderlerde değil, onu anlatan ve sıradanlaştıran herkeste payı olduğunu vurgulayarak sona erer.
Alegorik ve sembolleri güçlü bir metin. Çok klas
2010 Dünya Kupası... Güney Afrika'da uzatmalara giden son derece sıkıcı bir final maçı... Hollanda on kişi kalınca İspanya baskısını arttırır. Oyuna sonradan giren Cesc Fabregas, ceza sahasına yakınken Andres Iniesta'yı topla buluşturur. Iniesta, düzgün bir vuruşla topu ağlara gönderir. Ve BUMMM! İspanya son düdükle birlikte artık Dünya Kupası şampiyonudur. Sevinç büyüktür. Zira Kızıllar, dünyanın zirvesine çıkabilmek için çok beklemiş, çok savaşmış ve çok emekler vermiştir. Vicente del Bosque'nin yönetiminde ulaşılan bu şampiyonluktan 70 yıl öncesinde, İspanya gelişememiş ve futbol kapasitesi sınırlı bir ülkeydi. Yazar Jimmy Burns'ün kaleme aldığı "Kızıllar: İspanyol Futbolunun Dünyayı Fethi" adlı araştırma kitabı, içeriğinin doluluğu ve konunun hakimiyetiyle dikkat çekiyor. Ve her şeyden evvel taa 1920'li yıllara geri dönüyor ve İspanya'yı adeta "gaz ve toz bulutundan ibaret" zamanlarından ele almaya başlıyor. Futbolun ülkeye gelişi, Bilbao'nun yakaladığı çıkış, Katalonya problemi, ülkeyi kasıp kavuran iç savaş, bu amansız savaşı bitirerek uzun yıllar diktatör olarak anılan Franco, değişmeye başlayan İspanya futbolu, futbolun halk arasında en sevilen spor haline gelişi, Real Madrid'in komutayı eline alışı, değişen yabancı kuralı, Real Madrid'in ve Barcelona'nın yabancı yıldızlarıyla İspanyol futbolunu geliştirmesi, El Clásico rekabeti,Los Galacticos, La Masia vb daha neler nelerle bu araştırma kitabı okurlara derin bir kaynak sunar. İspanya'nın dipten zirveye doğru yükselişini hiç yolu taşlarla döşemeden, dümdüz ve etkili bir retorikle anlatıyor. Burns gazeteciliğinin de verdiği etkiyle kitabını okurlarıyla konuşuyormuş gibi bir samimiyette yazıyor. Yalın ve açık bir üslup tercih ediyor.
İspanya'da futbol, güney sahillerine doğru bir madende doğuyor. Hem Bask
İlk sayfalarda ön yargıları bırakmak gerekiyor, üslûp biraz değişik çeviriden kaymaklı mı bilemedim.
Meksikalı yazarın romanı aslında bir arayış ve yol hikayesi. Bir kaç gün veya saatte bitirilir bir kitap.
Yazarın çok değişik bir dili var ve de çok ilginç..
Örneğin; gittim ,ayrıldım, çıktım kelimeleri yerine" hariç oldum" kelimesi kullanılıyor.
Yazar ,uyum, anlaşma, kültür, farklılıklarını çarpıcı bir şekilde verirken, Meksika, Amerika sınırını platform olarak kullanmış.
Bedenlerin GöçüYuri Herrera
Kitabın ana teması göç üzerine. Kitabın son 40 sayfasına kadar çok bir şey anlamadım. Meksika edebiyatı beni çok zorluyor. Belki tarihlerine kültürlerine hakim olmadığım içindir..