Bazı insanlar sosyal ortamlarda zorlandıklarını
düşündüklerinde bunu hemen "anksiyete" olarak etiketler. Oysa bazen sorun korku değil, fazla görmektir. insanların söyledikleriyle hissettikleri arasındaki uyumsuzluğu, samimiyetsizliği ya da çıkar temelli bağları sezmek kişiyi sürekli tetikte tutar. Zihin,
"Burada gerçek olan ne?" sorusunu kapatamaz. Bu da huzursuzluk yaratır.
Bu durumda yaşanan gerginlik, yetersizlikten değil farkındalıktan doğar. Kişi kendini geri çeker çünkü yüzeysel ilişkilerle var olmak istemez. Ancak bu farkındalık yönetilemediğinde, insan kendini sürekli sorgulayan, yalnızlaşan ve içsel bir döngüde sıkışmış hissedebilir. Yani mesele insanlardan korkmak değil; sahte olanla temas etmek zorunda kalmaktır.